30 Haziran 2000, Cuma
 Ana Sayfa
 Haber İndeksi
 Türkiye
 Ekonomi
 Dünya
 Spor
 Yaşam
 Dizi
 Yazarlar
 Hürriyet İstanbul
 Hürriyet Ege
 Hürriyet Akdeniz
 Kelebek
 
 Piyasanet
 Teknonet
 Astronet
 Hava Durumu
 Televizyon
 Seri İlanlar
 
 Türk Basın Özetleri
 Dış Basın Özetleri
 
 İnternet Media Kit
 E-mail

Ertuğrul Özkök: Bakın neden dağıtıyoruz





Ertuğrul ÖZKÖK

BU işi sömürmek isteyen bazıları soruyor. Ama çevremizdeki bazı samimi dostlarımız da soruyor. ‘‘Akit Gazetesi'ni neden dağıtıyorsunuz?’’

İşin garibi bu soruyu biz de kendi kendimize soruyoruz.

Her gün bize küfür eden, her gün bize atmadık iftira, bulaştırmadık çamur bırakmayan bir mevkuteyi biz niye dağıtıyoruz?

Bu mesleki bir mazoşizm midir?

KANUN DİYOR Kİ

Hayır.

Bu bir mesleki mazoşizm değil, bir mesleki ilkenin VE KANUN MADDESİNİN uygulanmasıdır.

Yaysat bir dağıtım şirketi.

Ticari koşullara göre çalışan, bu ticari koşulları kabul eden ve kanunlar çerçevesinde yayın yapan mevkuteyi dağıtmakla yükümlüdür.

Basın Kanunu'nun 7'ci maddesi 1996 yılında Refahyol Hükümeti tarafından değiştirildi ve kanuna şu madde eklendi:

‘‘Süreli ve süresiz yayınların dağıtımını yapan gerçek ve tüzel kişiler, talep edilmesi halinde, dağıtımını yaptıkları diğer mevkutelerin satış fiyatı ile tirajlarına göre aldıkları dağıtım ücretini aşmayacak bir bedel mukabilinde, bu yayınların dağıtımını yapmak zorundadırlar.’’

Evet bu kanunu Refahyol hükümeti çıkardı.

Hem de bize karşı...

Çünkü o günlerde anti-laik uygulamalara karşı mücadele veren grubumuza Refah Partisi'nde büyük bir tepki vardı.

Bu tepki bir anda bize karşı intikam yasaları haline dönüştü.

Türk basın tarihinde görülmemiş bir süratle, 48 saat içinde iki intikam kanunu çıkarıldı.

Kanunun emrettiği zorunluluğun iki tarafı var.

Biri ticari, öteki yargı.

365 GÜN KÜFÜR

Burada ticari koşulları belirleyen taraf, dağıtım hizmetinin mali şartları, ama kanuni çerçeveyi belirleyen taraf yargıdır.

Dolayısıyla biz, yılın 365 günü bize küfür eden bu mevkuteyi dağıtmakla yükümlüyüz.

İşin kanun dışında bir yanı daha var.

Kanunu zorlayıp aksini yapsak, Türkiye'de kötü bir mesleki içtihadı yaratmış oluruz.

Dağıtım şirketlerinin, fikirlerini beğenmediği mevkuteleri dağıtmamaları gibi bir yol açılır.

O nedenle, Akit Gazetesi'nin dağıtılmasını eleştirenlerin muhatabı ve adresi biz değil, yargı organıdır.

Aynı yargı geçmişte Özgür Ülke Gazetesi'nin yayınını durdurmuş ve dağıtımı da ortadan kalkmıştı.

ÖNEMLİ DURAKLAR

Hürriyet başta olmak üzere Doğan Grubu'nun bütün yayın organları Türkiye'nin laik ve demokratik düzenini savunur.

Hürriyet irticaya şehit vermiş bir gazete.

Başyazarı iki defa ölümden dönmüş, genel yayın yönetmeni yine aynı çevrelerin iki bombalı saldırısından şans eseri kurtulmuş bir yayın organı.

İrticai saldırının en karanlık dönemlerinde zaman zaman tek başına kalma pahasına mücadelesini vermiş bir grup.

Dolayısıyla bu konuda başkaları gibi kompleksi yok.

Bu olay Doğan Grubu'nun son yıllardaki serüveninin önemli duraklarını bir kere daha önümüze getirdi.

Refahyol hükümeti döneminde bu gruba baskılar oldu, intikam kanunları çıkarıldı, gazetecilerimiz susturulmak istendi.

Direndik. Arkadaşlarımız istediklerini özgürce yazdılar.

Türkiye başka dönemler de yaşadı. İktidarda kim olursa olsun, güç kimin elinde olursa olsun, bizim tavrımız değişmedi.

Şimdi bizden bir mevkuteyi dağıtmamamız isteniyor.

Daha doğrusu, kendimizi yargı yerine koyup karar vermemiz bekleniyor.

Hayır, yapmayacağız.

Bize yılın 365 günü küfür eden bir mevkute için bile yapmayacağız.

Atatürkçü, laik demokratik Türkiye'yi savunmaya devam edeceğiz.

Ama aynı zamanda hukuk devletinden yana olacağız.

Yargı, kararını önümüze koyunca da bir saniye tereddüt etmeden gereğini yerine getireceğiz.

Bu sektörde büyük olmanın sorumlulukları ve katlanılması gereken yanları var.

ABİLİĞİN BEDELİ

Bir yandan kartel medyası diye suçlamalar altında kalırsınız.

Ama bir yandan da size saldıranların, size kartel medyası diyerek hakaret edenlerin haklarının korunması bile sizden beklenir.

Bunu yaptığınız zaman da, bu sektörde kendine yer açmaya çalışan bir takım ufaklıkların tacizine maruz kalırsınız.

Ne yapalım, bu sektörde abiliğin, değer muhafızlığının, delikanlı duruşun bedeli de herhalde bu.