14 Mayıs 2000, Pazar
 Ana Sayfa
 Haber İndeksi
 Türkiye
 Ekonomi
 Dünya
 Spor
 Yaşam
 Dizi
 Yazarlar
 Hürriyet Ege
 Hürriyet Akdeniz
 Kelebek
 
 Piyasanet
 Teknonet
 Astronet
 Hava Durumu
 Televizyon
 Seri İlanlar
 
 Türk Basın Özetleri
 Dış Basın Özetleri
 
 İnternet Media Kit
 E-mail

Oktay Ekşi: Bunun aslı kimlik meselesi





Oktay EKŞİ

DANANIN kuyruğu bugün kopacak. Kopacak da dipten mi yoksa uçtan mı kopacak onu Fazilet Partisi Büyük Kongresi'ne katılan delegelerin Genel Başkanlık seçiminde kullandıkları oylar sayılınca göreceğiz.

Ancak bu arada ciddi bir ihtimali gözden kaçırmayalım:

Şimdi biz -ve başkaları- parti içindeki Gelenekçi kanatla Yenilikçi kanadın çarpıştığını söylüyor ve yukarıda ifade ettiğimiz gibi bu olayın partinin geleceği açısından önemini vurguluyoruz ama, kimse yanlış değerlendirme yapmasın.

Fazilet Partisi Genel Başkanlığı'na ister Recai Kutan tekrar seçilsin, ister Abdullah Gül onu yenerek Genel Başkan sıfatını alsın. Bizce sonuç şu anlamda değişmez:

Bunların ikisi de emanetçi görüntülü adaylardır. Şu farkla ki Kutan emaneti devretmek için Necmettin Erbakan'ın, Gül ise R.Tayyip Erdoğan'ın siyasi yasağının kalkmasını bekleyeceklerdir. O nedenle bugünkü çatışma Kutan ile Gül'ün değil, Erbakan ile Erdoğan'ın liderlik mücadelesinin dışa vurmuş halidir.

O zaman meseleyi tahlil ederken şunu sormamız lazım:

Bunlardan biri kaybedip diğeri kazanınca ne fark eder?

Gerçi -geçen gün de yazdığımız gibi- biz Gül dahil bazı FP'lilerin demokratik sistemi benimsediklerine inanıyoruz. O nedenle bu ekibin kazanması halinde demokratik ve laik sistemle Milli Nizam Partisi'nden beri sürüp gelen anlayış arasındaki çelişkinin giderilmesi olanağı doğabilir diye düşünüyoruz.

Böyle bir gelişme Fazilet Partisi'ni Batı demokrasilerinin Hıristiyan Demokratları gibi, sistemin önemli bir unsuru haline getirebilir.

Ancak tüm bu ihtimalleri bir çırpıda anlamsız kılan ve yukarıda değinmiş olduğumuz başka bir husus var:

Abdullah Gül de emanetçi ise ve FP'nin nihai lideri R.Tayyip Erdoğan olacaksa, mesele Gül'ün kazanmasında değil Erdoğan'ın demokrasiye ne ölçüde bağlı olduğunda düğümlenir.

Biz bu noktayı güvenilir bir şekilde aydınlatacak tek bir kişiyi bile bilmiyoruz. Hatta Erdoğan'ın kendisine sorulsa, onun vereceği güvence bile geçerli sayılmaz. Çünkü Erdoğan bu konuda yeterlik sınavını henüz vermedi.

O yüzden Gül'ün Genel Başkan seçilmesi halinde FP içinde bir süre demokrasi rüzgárı esebilir. Bu esasen kaçınılmaz bir aşamadır ve doğru da olur. Ama Fazilet Partisi'nde bu anlayışın ne kadar ömürlü olacağı belli değildir.

Değildir, çünkü Fazilet Partisi'nin dayandığı kitlenin ‘‘demokrasi’’ diye bir talebi yoktur. Bu kitle ‘‘her şeye rıza gösteren kul’’ kimliğini terk edip ‘‘haklarını isteyen vatandaş’’ kimliğini benimseyinceye kadar da bu talep birkaç kişinin söylemi içinde kalacaktır.

Bize kalırsa kongrenin en önemli tarafı, işte bu kimlik meselesini kaç üyenin çözmüş olduğunu göstermesi olacaktır.