20 Nisan 2000
Perşembe
 Ana Sayfa
 Haber İndeksi
 Türkiye
 Ekonomi
 Dünya
 Spor
 Yaşam
 Dizi
 Yazarlar
 Hürriyet İstanbul
 Hürriyet Ege
 Hürriyet Akdeniz
 Kelebek
 İnsan Kaynakları
 
 Piyasanet
 Teknonet
 Astronet
 Eğlence
 Şehir Rehberi
 Hava Durumu
 Televizyon
 Bulmaca
 Seri İlanlar
 
 Üniversite Rehberi
 
 Agora'da Bugün
 Türk Basın Özetleri
 Dış Basın Özetleri
 
 İnternet Media Kit
 E-mail

Marka çılgınlığı

Dünyada şu sıralar müthiş bir marka takıntısı hüküm sürüyor. Kemerden ayakkabıya, çantadan tokaya kadar herşey bir başka markanın. İşin ilginç tarafı da şu ki, ünlüler kadar sokaktaki insanlar da marka merakına takılmış durumdalar.

Eh, tabii bunun Gucci'si var, Prada'sı var, Armani'si var, Moschino'su var... Ama bütün olay bu markalarla sınırlı değil. Marka takıntısı olanlar nerede bulunurlar, nereden alışveriş ederler, nerelerde rastlaşırlar ve nasıl yaşarlar gibi sorular da cevap ister...

2000'e girdiğimizden beri bir marka merakıdır sürüp gidiyor. Elbette ki birçok yenilik gibi marka merakı da ilk olarak ünlülerin mekanı Hollywood'dan çıktı. Valizi, köpeğinin tasması, çantası, ayakkabı tokası derken, bir de baktık ki herşey marka olmuş... Bu merak kısa zamanda tüm dünyaya yayıldı. Şimdi, Amerikalı'lar ve Japon'lar başta olmak üzere birçok insan sadece marka satın alıyor. Tabii ki, birçok takıntı gibi, bu da giyim kuşamdan başlıyor. Bu konuda, Türkiye olarak önde giden bir ülke olduğumuz da bir gerçek. Son yıllarda özellikle büyük şehirlerde açılan marka satan yerler, hergün bir insan seline sahne oluyor. Kimisi bir eşarp alıyor, kimisi bir pantolon ve kemer. Bir kısmı da baştan aşağı gardrop yeniliyor.

Markacı ünlüler

Türkiye'de marka deyince, akan sular durur. Ünlü sanatçıların pekçoğu marka takıntısıyla yaşarlar. Belki biraz da işlerinin gereği olarak, görselliğe önem vermek açısından yapıyorlar bunu. Ama ne olursa olsun, marka derdine düşmeyen ünlümüz yok gibi... İbrahim Tatlıses, giyimde Versace'den vazgeçemiyor. Demet Şener, mücevherde Cartier kullanıyor. Ajda Pekkan, Hermes'in eşarplarını seviyor. Mehmet Ali Erbil, Armani pantolonlar ve gömlekleri gardrobundan eksik etmiyor. Deniz Akkaya, çantada Louis Vuitton'u tercih ediyor. Sportif görünümlü Yonca Evcimik ve manken Ebru Şallı, her daim DKNY giyiyorlar. Makyajda Estee Lauder'den vazgeçemeyen ise Hülya Avşar...

Yabancılara gelince; Elle MacPherson, Mariah Carey, Joan Collins, Sarah Ferguson gibi ünlüler, Fendi, Gucci ve Iceberg meraklıları... Çantadan ayakkabıya, bütün giyim ve aksesuvarları marka. Bu arada, İngiltere'nin en çok konuşulan çifti olan Victoria Adams-David Beckham ikilisi de, Louis Vuitton'dan vazgeçemiyor...

Nerelere giderler, ne yer, ne içerler?

Marka meraklılarının ortak yerleri Versace, Armani, Gucci, Gazellini gibi mağazalar olabilir. Ya da yine marka satan ama adı sanı duyulmamış küçük dükkanlar olabilir. Bunun dışında, Aşşk Kahve, Papermoon, Mia Mensa, Şamdan gibi gece klübü, restoran ve kafelerde birbirlerine rastlarlar. Böyle durumlarda her an, birbirinin yanından geçen iki kadının Louis Vuitton çantalarının çarpışmasına tanık olabilirsiniz. Aslında Türkiye'de marka meraklısı

olanları belli yerlerle kategorize etmek doğru olmaz.

Çünkü en ücra köşedeki bir arabalı köfteci, ya da hiç duyulmamış bir sinema salonu da onların mekanı olabilir. Yani, yükselen trendler nereleri gösteriyorsa, oralar...

Yemek içmek konusunda engin bir kültür birikimi döner. En son çıkan tadlar, daha duyulmamış yemekler yabancı dergilerden öğrenilir ve yenir. Bilinmeyen markalar ve isimler asla etrafa çaktırılmaz ve en kısa zamanda araştırılıp bulunur.

Marka takıntısının en derin ve önemli noktası da, bu işin zamanla bir hayat tarzına dönüşmesidir. Yani, bir müddet sonra markasız şeyler evin dışına çıkar, yerlerine yeni ve tanıdık isimli olanlar gelir.

Sadece giyim değil

Olayın giyim kısmı, sadece bir boyutu. Bir de makyaj malzemesi, aksesuvar ve ev döşeme durumları var... Takıntı dediğimiz şey, sadece bir pantolon bir de kazakla olmuyor ki... Baştan aşağı deyince işin içine kirpiklere sürülen rimeller, saça sıkılan spreyler, takılan saatler, mücevherler, evde kullanılan yemek takımları da giriyor. Örneğin, şu sıralar son trend koltuk takımlarını Fendi'den, yemek takımlarını da Versace'den almak. Biraz fazla şıkır pıkır oluyor ama olsun... Saatlerde Vacheron Constantin, Rolex ve tabii ki eskimeyen Cartier modası var... Eşarp deyince, Hermes olayı bitiriyor. Bunlar detay diye bir kenara atmamak lazım. Çünkü bu konuda bir gerçek varsa, o da detayların asıl olarak bütünleyici özellik taşımaları...

Güzellik konusuna gelince... En trendi olanlar ve bilinenler, Biotherm, Lancome ve Shiseido. Çok tercih ediliyorlar. Tabii ki, cilt bakımı olayı, önemli bir mevzu. Diğer aksesuvarlardan en çok dikkat çekenler de, güneş gözlüğü ve parfüm. Gözlükte bir dönem esen Versace rüzgarı, yerini Fendi ve Armani'ye bıraktı. Parfüm ise her daim değişen bir konu. Gucci'nin Rush'ı bu sıralar pek gözde...

Alışveriş gibi bir takıntı

Dünyanın heryerinde söz konusu olan marka çılgınlığı, aslında alışveriş tutkusuyla da birebir gidiyor. Artık insanlar alışverişe çıkınca doğruca marka satan yerlere gidip istediklerini alıyorlar. Bunlar için markanın adını taşıyan dükkanlar olduğu gibi, daha ucuza satan mağazalar da var. Bu arada, Türkiye de bu marka çılgınlığını en yoğun olarak görüldüğü yerlerden biri...