10 Şubat 2000
Perşembe
 Ana Sayfa
 Haber İndeksi
 Türkiye
 Ekonomi
 Dünya
 Spor
 Yaşam
 Dizi
 Yazarlar
 Hürriyet İstanbul
 Hürriyet Ege
 Hürriyet Akdeniz
 Kelebek
 İnsan Kaynakları
 
 Piyasanet
 Teknonet
 Astronet
 Eğlence
 Şehir Rehberi
 Hava Durumu
 Televizyon
 Bulmaca
 Seri İlanlar
 
 Üniversite Rehberi
 
 Agora'da Bugün
 Türk Basın Özetleri
 Dış Basın Özetleri
 
 İnternet Media Kit
 E-mail

Lumpen değil centilmendi

26 yıl önce bir sonbahar gecesi, Adana'nın Yumurtalık ilçesinde bir tabancanın tetiğine basıldı. Tetiğe basan, onu tutuklatan savcının bile, 'O lumpen değil, bir centilmendi' dediği, Türk sinemasının 'Çirkin Kral'ı Yılmaz Güney'di.

14'lü tabancanın namlusundan çıkan tek kurşun Yumurtalık Hakimi Sefa Mutlu'nun yaşamına son verirken, Çirkin Kral'ı da mutsuz, acı dolu günlere sürüklemişti. Oysa Yılmaz Güney, Yumurtalık'a senaryosunu yazıp başrolünü üstlendiği Endişe filmini çekmeye gelmişti.

Yumurtalık halkı onu görebilmek için film setinin çevresinde hergün etten duvar örüyordu. Film çalışmasından arta kalan zamanlarda ise halkla içiçe olan sanatçı, bazı geceler sahildeki plaj gazinosunda yemekler veriyor, sevenleriyle karşılıklı kadeh tokuşturuyordu. Sarışın mavi gözlü güzel eşi Fatoş Güney ile kendi adını verdiği oğlu Yılmaz'ı da yanından hiç ayırmıyordu.

Türk sinemasının efsanesi Yılmaz Güney'in Hakim Sefa Mutlu'yu vurmasının üzerinden çeyrek asrı aşkın zaman geçmesine karşın bu olay hala Yumurtalık halkının dilinde bir masal gibi anlatılıp duruyor.

Güney'in Mutlu'yu vurduğu olaya tanık olanlar ile yarım kalan Endişe filminde rol alanlar yaşadıklarını iç geçirerek anlatıyor.

Bazıları Güney için ‘‘Uğruna ölünecek adamdı’’ derken, bazıları ‘‘Hakimi vurunca cinayeti ben üstlenmek istedim ama kabul etmediler’’ diyor.

CİNAYET MAHALLİ PARK OLDU

Fatoş Güney'in bugünlerde Yılmaz Güney'in yaşamını konu alan bir filmi çekmeye hazırlanması, Yumurtalık olayını yeniden gündeme getirdi. Bu şirin sahil kentinde yaşayanlar ‘‘Belki yine film çekmeye gelirler’’ diye dört gözle bekliyor.

Hatta merhum Yılmaz Güney'in oğlu Yılmaz'ın, babası gibi gelip Yumurtalık'ta set kuracağını ve kendilerine filmde rol vereceğini hayal edenler bile var.

Yılmaz Güney'in Hakim Sefa Mutlu'yu vurduğu gazinonun yerinde ise yeller esiyor. Bina yıkılıp belediye parkı haline getirilmiş.

Nedeni de Yılmaz Güney olayından sonra aynı yerde başka bir silahlı olay çıkması. Çıkan kavgalardan birinde bir kişi daha yaşamını yitirince belediye kendisine ait bu gazinoyu kiralamaktan vazgeçip halka açık park haline getirmiş.

KAMYON HURDAYA AYRILMIŞ

Yumurtalık'ta Yılmaz Güney denilince herkesin aklına çekimi yarım kalan Endişe filmi geliyor. Bu filmin bazı sahnelerinde onlarca ırgatı taşıyan kamyon şimdi hurda durumda, sahibi 66 yaşındaki Ahmet Vay'ın evinin bahçesinde duruyor. Kamyonculuğu bırakıp traktör alan Ahmet Vay o günleri şöyle anlatıyor:

‘‘Yılmaz Güney 66 model Chevrolet kamyonumu günlüğü 500 liradan kiralamıştı. Filmde şoförlüğünü de ben yapıyordum. Süratli gittiğim için bana kasabada 'Soluk Ahmet' derler. Yani gideceğim yere bir solukta ulaşırım. Kamyonu kullanırken başımı dışarıya çıkarıp, serinlemek istediğimde Yılmaz Güney, bana kızardı. 'Çek şu kelleni içeri, biri çarpıp götürecek' derdi. O, benim için uğruna ölünecek adamdı. Öl dese ölürdüm. Hala da çok seviyorum. Eğer bir gün oğlu gelir buralarda film çekerse mutlaka bana da rol vermesini isteyeceğim. Hem de kamyon şoförü olarak...’’

SUÇLU ALKOL

Yılmaz Güney'in Hakim Sefa Mutlu'yu vurmasına tanık olan Tekel bayii 51 yaşındaki Mehmet Uyulhas'ın bu olayda gördüğü tek suçlu alkol. Hakim Sefa Mutlu'nun da Yılmaz Güney'in de alkollü olduğunu söyleyen Uyulhas, ‘‘Alkollü olmasalardı o gece hiç birinin canı yanmazmış’’ diyor.

Uyulhas, o karanlık gecede yaşanan olayı hatırlıyor:

‘‘Gazinoda kalabalık bir grup vardı. Yılmaz Güney, filmde rol alanlarla yakın dostlarına yemek veriyordu. Yanında dönemin Adana Belediye Başkanı Ege Bağatur, eşi Fatoş, oğlu Yılmaz da vardı. Ben gazino işletmecisinin yanında oturuyordum. Bir ara Güney, masada oturanlara 'Film setinde tabancanın sesi iyi kaydedilmemiş. Burada ateş etsem iyi çıkar mı acaba?' diye sordu. Yanında oturan Ege Bağatur, 'Gözünü seveyim Yılmaz, yapma. Adana'ya gel roket at. Ama beni burada zor duruma düşürme' diyerek engel olmaya çalıştı. Bu sırada aynı gazinoda başka masada oturan Hakim Sefa Mutlu'nun kardeşi Kaya Mutlu, ağabeyine bu durumu iletince Sefa Mutlu, 'Adamsa ateş etsin. O sinemanın Çirkin Kralı'ysa ben de buranın kralıyım. Hemen tutuklarım' dedi. Hakimin çok alkol aldığı davranışlarından belli oluyordu. Aynı anda Yılmaz Güney ardarda üç el havaya ateş etti. Hakim bu duruma çok sinirlendi ve Güney'in yanına gelip küfür etti. Bu arada gazino işletmecisi ve çalışanları araya girip Hakim Mutlu'yu gazinodan çıkarıp sahile indirdiler. Yılmaz Güney ise çok sinirlenmiş tirtir titriyordu. Ortalık tam yatıştı derken Sefa Mutlu koşarak geldi ve sandalyeyi kaptığı gibi Yılmaz Güney'e doğru savurdu. Aynı anda da Yılmaz Güney elindeki tabancasını Sefa Mutlu'ya doğrultup, tetiğe bastı. Hakim alnından vurulup, yere yığılmıştı. Keşke Sefa Mutlu bu kadar alkol almamış olsaydı. İkisine de yazık oldu.’’

ÇOK HÜRMETKAR BİRİYDİ

Yılmaz Güney, Hakim Sefa Mutlu'yu vurduğunda Yumurtalık'ta savcı olarak Yalçın Öğütcan görev yapıyordu. Daha sonraki yıllarda Adana'dan DYP Milletvekili seçilecek olan Yalçın Öğütcan, genç bir savcı olarak olayı duyar duymaz plaj gazinosuna koşuyor.

Yılmaz Güney'in Yumurtalık'taki film çekimleri sırasında kendilerine karşı çok hürmetkar ve saygılı davrandığını ifade eden Yalçın Öğütcan, kendisine 'Hemşerim' diye hitap eden Yılmaz Güney'in kahramanı olduğu olayı anlatıyor:

'Aslında Sefa Mutlu'nun bir hakim olarak tutuklama yetkisi yok. Yalnızca ateş edildiğini emniyet görevlilerine bildirip, soruşturma açılmasını sağlayabilirdi. Ancak alkolün etkisiyle birbirlerine girmişler ve Yılmaz Güney, bu arkadaşımızı vurmuş. Ben olay yerine gittiğimde herkes tanık olmamak için gitmişti. Daha sonra orada olduğu tespit edilen kime sorulduysa, tuvalette olduğunu söyledi. Hatta zamanın Adana Belediye Başkanı merhum Ege Bağatur bile olay anında tuvalette olduğu şeklinde ifade verdi. Gazinonun yalnızca iki tuvaleti vardı ve aynı anda onlarca kişinin buraya sığmış olması espri konusu bile olmuştu. Yılmaz Güney ise kaçmamıştı. Kendisini jandarma karakoluna davet ettik. Hiç itiraz etmeden geldi. Bana, 'Ben hümanist bir insanım. Kimseyi öldürmedim' dedi. Davranışları çok kibar, beyefendiydi. Soruşturma için gözaltına alındı. Ancak suç aleti tabanca ortada yoktu. Sabaha kadar nezahethanede kaldı. Bu arada ertesi gün yeğeni Abdullah Pütün tabanca ile gelip, Sefa Mutlu'yu kendisinin vurduğunu söyledi. Ancak olayın tatbikatı sırasında yalan söylediği ortaya çıktı ve Yılmaz Güney adam öldürmek suçundan Ceyhan Ağır Ceza Mahkemesi'ne çıkarılıp, tutuklandı ve cezaevine konuldu.

GERİDE KALAN ACILI EŞLER

13 Eylül 1974'teki bu olayın ardından gözü yaşlı iki eş kaldı. Fatoş Güney o tarihte 4 yaşında olan oğlu Yılmaz'la mahkemeler ve cezaevleri arasında mekik dokuyup eşine moral aşılamaya çalıştı. Hakim Sefa Mutlu'nun öğretmenlik yapan eşi Nuran Mutlu (Denli) ise iki yıl sonra evlenerek yeni bir yuva kurdu ve çocuk özlemine de bu ikinci evliliğinden sonra ulaştı. Şu an emekli öğretmen olan ve Niğde Üniversitesi Vakfı'nda görev yapan Nuran Mutlu halen bu kentte yaşıyor.

HAKİMİN KARDEŞLERİ NE DİYOR?

Sefa Mutlu'nun yine Niğde'de yaşayan kardeşleri ise olayın tamamen kapatılıp unutulmasından yana oldukları için konuşmak istemiyor. Daha önce yapılan bazı söyleşilerde 54 yaşındaki Utku Mutlu, ‘‘Tanrı'nın adaletinin tecelli ettiğini’’ ve artık ne kardeşinin ne de Yılmaz Güney'in hayatta olmadığını ifade etti. Sefa Mutlu'nun diğer kardeşi 48 yaşındaki Oktay Mutlu ise o zamanlar Yılmaz Güney için aile olarak ‘‘ölüm kararı verdiklerini’’ subay olan ağabeyi İbrahim Mutlu'nun kendilerini engellediğini söyledi.