12 Aralık 1999
Pazar
 Ana Sayfa
 Haber İndeksi
 Türkiye
 Ekonomi
 Dünya
 Spor
 Yaşam
 Dizi
 Yazarlar
 Hürriyet Akdeniz
 Kelebek
 Pazar
 
 Piyasanet
 Teknonet
 Astronet
 Hava Durumu
 Televizyon
 Seri İlanlar
 
 Agora'da Bugün
 Türk Basın Özetleri
 Dış Basın Özetleri
 
 İnternet Media Kit
 E-mail

Armut dibine düştü

Gülden AYDIN

Dündar Kılıç'ın torunu Onur Özbizerdik, annesi Uğur Kılıç'ın izinde.

Annesi, en iyi öğretmenler tarafından eğitildi; oğlu da. Annesi eğitimini yarıda bıraktı; oğlu da. Anne Liseyi birinci sınıftayken bıraktı, oğlu ise Şişli Terakki'yi orta kısmından. Annesi, sevgili babasının kendisi için aldığı en güzel bebekleri bir kenara itti. Tabancaları sevdi. Çevresindeki erkeklerin kendine özgü raconlarının kanun olduğu o alemde yer açtı kendine. Oğlu da. Anne, Uğur Kılıç. Oğul, İsmail Onur Özbizerdik. Oğul, annesinin izinden gidiyor. Kılıç ve Özbizerdik aileleri, çaresiz bakışlarla izliyor bu gidişatı.

Yıl 1965. Son Kabadayı Dündar Kılıç'ın Ankara yılları. İlk eşinden 12 Eylül günü bir kız çocuğu sahibi oluyor. Adını Uğur koyuyor. Kılıç ailesi için 12 Eylüller'in önemli bir yeri var. Öyle ki Dündar Kılıç'ın 12 Eylül sonrası beş yıl boyunca cezaevinde kalması, Uğur ve Onur'un kişiliklerini, ruhsal yapılarını ve kaderlerini belirledi.

Adanalı gece kulübü sahiplerinden İhsan Özbizerdik'in oğlu Uğur, henüz 18 yaşında. 16 yaşındaki Uğur Çakıcı, lise birinci sınıf öğrencisi. İlk görüşte aşık oluyorlar birbirlerine. Uğur okulu bırakıyor. ‘‘Evleneceğiz’’ diyor babasına. Baba Dündar Kılıç, karşı çıkıyor. Erken buluyor. Sevgili kızı için hayalleri var çünkü. Tahsilli, piyanoda Chopin çalan kızıyla gurur duymak istiyor. Dündar Kılıç, ölünceye dek dilinden düşürmediği şu nasihati işte o günlerde de veriyor: ‘‘Yalnız tabancan değil, kalemin de olsun.’’ Kızına daha fazla direnemiyor. 20 Mart 1981'de Çakıl Müzikholü'nde dillere destan bir düğün yapılıyor. Bir yıl sonra da İsmail Onur dünyaya geliyor.

MUTSUZ ÇOCUKLUK

Uğur Özbizerdik, işleri gereği sık sık yurtdışına gidiyor. Evliliği umduğu gibi gitmiyor. Hele Onur'dan birbuçuk yıl sonra doğan kızları Gülistan'ın spastik oluşu, evliliklerini daha da mutsuzlaştırıyor. Aile, Gülistan'ın özürlü doğmasından, 12 Eylül'ü sorumlu tutuyor. ‘‘Uğur, evde arama yapmaya gelen askerlerden korktuğu için karnındaki bebeği oksijensiz kaldı.’’

Uğur, iki çocuğu ve evli oluşuna karşılık, ‘‘Babasının kızı’’ olmak, o alemde ‘‘Erkek gibi’’ yaşamak istiyor. Bu durum, Uğur Özbizerdik'in erkeklik ve kocalık anlayışına hiç uymuyor. Onur, spastik kardeşi ve bakıcılarıyla hep yalnız kalıyor. Kılıç ailesine göre Onur'un bugünkü durumunun nedeni o günlerde başlayan anne sevgisinden mahrum kalışı. ‘‘Hiç anne şefkati, sevgisi görmedi. Onur hep sevilenleri, ilgi görenleri kıskanarak bugünlere geldi. İlgi çekmek için her zaman kötü olan şeyleri yaptı.’’ Kılıç ailesi, anneyle oğulun ortak bir noktasından daha sözediyor: ‘‘Dündar Kılıç'ın güçlü kişiliğine, herşeye egemen oluşuna meydan okumak.’’

MODEL, ÜVEY BABA ÇAKICI

‘‘Annesi gibi kim olduğunu, nerede durması gerektiğini hiç bilmedi. O da annesi gibi hep boyundan büyük işlere kalkıştı.’’ Bütün çevresinde sözü geçen Dündar Kılıç, birbuçuk yılı Diyarbakır Cezaevi olmak üzere tam beş yıl içeride kaldı. Onun yokluğu belki de en çok kızı ve torununu etkiledi. Kılıç ailesi, ‘‘Ah, o yıllarda Uğur iyice başına buyruk alıştı. Rahmetli, kendisini cezaevine düşürenlere en çok bu yüzden hayıflandı’’ diyor. Babasıyla ilk evliliğiyle ters düşen Uğur, ikinci evliliğinde de aykırı düştü. Hatta Dündar Kılıç'ın bu yüzden Uğur'u hiç bağışlamadığı söyleniyor. 21 Mayıs 1991'de Çakıcı, Kılıç ailesinin resmen damadı oldu. Onur, annesi gibi güce tapan Çakıcı'yla hemen kaynaştı. Onu model aldı. Zaten sık görüşmediği babası ve baba tarafından iyice koptu.

ANNEYE HAYRANLIK

Onur, annesinin birden bire manşetlere fırlayan hayatını hep hayranlıkla izledi. Annesi ile Çakıcı 4 Kasım 1994'te tek celsede boşansalar da Onur, Çakıcı'dan hiç umudunu kesmedi. Hatta Çakıcı'ya doğumgünü armağanı olarak alacağı lüks Mercedes için gizlice para biriktirdi. Yaşıtları okula gidip, öğrenci harçlığıyla yetinirken, Onur yüzlerce dolarlık günlük harçlıklarını dilediği gibi harcıyordu. Dündar Kılıç'ın bir çıkmazı da buydu. Ne kadar kızsa da torunundan maddi olanaklarını esirgeyemiyordu. Uğur Kılıç, ayrılıklarının ilk günlerinde, skandallar peşpeşe patlamadan önce, Çakıcı'nın çocuklarına ne kadar iyi davrandığını söylemekten sakınmadı. ‘‘Benim çocuklarımı çok sever. Baba gibi davranır onlara.’’

Civangate, Semra ve Zeynep Özal'la ilgili her gün basına yansıyan demeçler, Çakıcı'yla canlı yayında kapışmalar, ipleri iyice gerdi. Uğur Kılıç için geriye sayım başladı. Çakıcı alenen meydan okumaya, öldürteceğini söylemeye başladı.

25 Ocak 1995'te Onur, kardeşi Gülistan, annesi ve Kürt İdris lakaplı İdris Özbir'in kardeşi olan Yusuf Özbir'in eşiyle bir helikoptere bindi. Nihayet annesiyle başbaşa bir sömestr tatili geçirecekti. Ama annesinin Çakıcı'dan kaçmak için bu zorunlu tatile çıkması, Onur'u tedirgin ediyordu. Kervansaray Oteli'ndeki odasına koşar adım çıktı. Kayak giysilerini giydi. Aynı hızla kayak hocasının bulunduğu bölüme gitti. Annesi, Sultan Bar'da meyve suyu içerek, beklemeye başladı. Tetikçi, Uğur Kılıç'ın eski şoförü Abdurrahman Keskin yanına geldi. O anda Onur da annesinin yanına geliyordu. Derken üç el ateş edildi. Onur dondu kaldı. Annesinin yere yığılışını izledi. O görüntü hafızasında, gözlerinde dondu, kaldı. Çakıcı öldürtmüştü annesini işte... Çakıcı'ya olan sevgisi, nefrete döndü o an.

Ortaokulu bile bitiremedi

‘‘Rahmetli Dündar Kılıç, kızı ve torunu yüzünden hastalığını bile doyasıya yaşayamadı. Adını ağızına almadığı eski damadına olan kini hiç dinmedi. Bir de Onur'un haylazlıkları, aileye yaraşmayan davranışları onu kahretti.’’ Dündar Kılıç, annesi öldürülen Onur'a bir türlü söz dinletemedi. Çareyi babasının yanına göndermekte buldu. Onur'un iki halası yüksek öğrenim görmüş, kendi halinde insanlardı. Bir halası eğitimci, diğeri diş hekimiydi. Onur'la onlar da başa çıkamadılar, babası da. Onur, eski çevresinden kişilerle birlikte zaman geçiriyordu. Lüks otomobiller, lüks gece kulüpleri, pahalı giysiler, gözlükler... Örnek aldığı büyüklerin yanında büyük gibi yaşıyordu. Hem koskoca Dündar Kılıç'ın torunuydu. ‘‘Şunu yap, bana şunu getir. Ben, Dündar Kılıç'ın torunuyum deyip emretmeyi çok seviyordu.’’ Kılıç ailesi Onur'u bu yönüyle de eleştirse de, eniştesi Onur'un ruh halini daha anlayışla anlatıyor. ‘‘Onur çok zekiydi. Ama okumadı. Ortaokulu bile bitirmedi. Çok zor günler geçirdi. Annesini öldürülüşünü hiç hazmedemedi. Şimdi hayatı mahvoldu’’ diyor.

Nerede dede, nerede Onur?

Onur, Alaattin Çakıcı'nın kardeşi Gencay Çakıcı'yı vurmaya azmettirmekten dolayı tutuklandı. Aslında Onur, bugün olanların sinyallerini, birkaç yıldır veriyordu. ‘‘Su testisi su yolunda kırılır’’ dedirten vukuatları, arada bir basına yansıyordu.24 Kasım 1998'de, ‘‘Park yeri anlaşmazlığı’’ nedeniyle Önal Acar'ı bacağından yaraladı. Hem de annesinden yadigar kalan tabancayla. Kasım 1999'da da Organize Suçlar ve Silah Kaçakçılık Dairesi'nin yaptığı aramada, Onur ve şoförü Adil Cesur'un üzerinde birer tabanca buldular. Onur, tabancasının dedesi Dündar Kılıç'a ait olduğunu, ölmeden önce kendisine verdiğini söyledi. Onur'un karıştığı son olayı, yine şoförü Adil Cesur üstlendi. Onur için akrabaları endişeli. Onur'un dönülmez bir yolda olduğunu belirtiyorlar. Dündar Kılıç'ın, kızı için söylediklerinin şimdi de Onur için geçerli olduğunu söylüyorlar: ‘‘Karanlıkta koşanlar bir gün düşer. Uğur, karanlıkta koştu.’’

Ailesi, basında yer alan ‘‘Dündar Kılıç ölmeden önce ağzına tükürerek babalığını devretti’’ haberine ateş püskürüyor. ‘‘Koskoca Dündar Kılıç, babalığı buzibidiye mi devreder?’’ diyorlar.Onur, yüzyılın son kabadayısı Dündar Kılıç'ın misyonunu üstlenecek çapta değil ve Kılıç ailesini daha çok üzecek. Tıpkı annesi gibi.