![]() |
Ferai Tınç: İnce hesap zamanı ![]() Ferai TINÇ
Kritik onbeş güne girmiş bulunuyoruz. Bir önemli karar ve iki kritik konu, domino effekti ile kaderimizin yatay fay hatlarını tetikleyip hızla üzerimize doğru yol alıyor.
Tam iki hafta sonra bugün Helsinki'de Avrupa Birliği'nin Türkiye'nin adaylığı konusunda alacağı karar netleşecek.
Şu sıralarda, sadece Avrupa başkentlerinde değil, Washington'da, New York'ta Kıbrıs'ta yapılan temasların en önemli konusu Türkiye-AB ilişkileri. Türkiye merkezli pazarlıklar, çekişmeler, vaatler gizli açık bütün görüşmelerin öznesini oluşturuyor.
* * *
TÜRK Yunan ilişkileri ve Kıbrıs ile İnsan Hakları, provokasyonlara ve demagojilere en açık konular olarak karşımızda duruyor.
Bazı çevreler, Avrupa Birliği'ne yakınlaşma konusunda ısrar edildiği için Türkiye'nin baskılarla karşılaştığı iddiasında.
Onlara sormak isterim, Lüksemburg kararından sonra AB ile siyasi diyalog kesildi. Pekiyi bundan sonra Türkiye insan hakları ve Kıbrıs konularında hiç mi baskı altında kalmadı?
21'inci yüzyılın enerji stratejisi bu coğrafya üzerinden çizildiği sürece, güvenlik startejisinde bu bölge batı çıkarları açısından yaşamsal rol oynamaya devam ettikçe, insan hakları, Kıbrıs ve Türk-Yunan ilişkileri her zaman önemini korumaya devam edecek Türkiye açısından.
Türkiye'nin, eski Sovyet Cumhuriyetleri ve Ortadoğu ülkelerine model olacağı fikriyle koltukları kabaranlar, insan hakları ve Kıbrıs-Yunanistan ilişkileri konusunda, AB dışında da kendi halimize bırakılmayacağımızı kabul etmek zorundalar.
* * *
AVRUPA Parlamentosu Sosyalist Grup Başkanı Sloboda, dün ‘‘Biz, idam cezasına karşı mücadele ediyoruz. Abdullah Öcalan için değil’’ diyor.
Önemli bir saptama. Bu iki olayı birbirinden ayırmak gerekiyor. Hem de çok kalın çizgilerle.
Öcalan, Türk yasalarına göre adil bir yargılama süreci sonucunda cezaya çarptırıldı.
Bu karara hiçbir diyeceğim yok. Ben,Türkiye'nin idam cezasını kaldırması gerektiğini savunuyorum.
Ve bunun Öcalan'ın gölgesinde kalmaması gerektiğine inanıyorum. Bu Türkiye'nin çıkarları açısından gerekli.
Öcalan davasının başından beri İnsan Hakları Mahkemesi ile birlikte çalışan ve adli bir yargılamayı, hiçbir sinirlilik belirtisi göstermeden gerçekleştirip Türkiye'nin imajını koruyan hükümetin, bu süreci yine İnsan Hakları Mahkemesi'ndeki seyrine bırakıp, idam cezasının kaldırılması için kompleksiz adımlar atacağına inanmak istiyorum. Türkiye'nin eninde sonunda yapması gereken bir işi gerçekleştirme şerefini taşımak isterler herhalde diye düşünüyorum.
* * *
KRİTİK onbeş güne girdik, Ama sonrası daha kritik olacak.
Türkiye'nin Kıbrıs ve Ege'de karşılaşacağı baskılara direnebilme gücü ve kendi konumunu üçüncü taraflara en iyi biçimde anlatabilme olanağı, insan hakları konusunda elinin rahat olmasına ve kimseye söyleyecek söz bırakmamasına bağlı.
Zaman, duygusal dalgalanmalara teslim olma değil, soğukkanlı ince hesaplar yapma zamanı.
|