![]() |
Emin Çölaşan: Sırada AİHM var ![]() Emin ÇÖLAŞAN
Apo'nun idam kararı Yargıtay tarafından onandı. Şimdi açıklamalar yapılıyor:
‘‘Önce bu konuda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin vereceği kararı bekleyelim.’’
Zaten katilin avukatları da bu mahkemeye başvuracaklarmış. Fakat Türkiye'de bu işin içyüzünü kimse bilmiyor.
Biz 40 bin insanımızı bu teröre kurban vermişiz, bu bela ile 15 yıl uğraşmışız. Yüz milyarlarca dolarımız terörle mücadele için uçup gitmiş. Sonunda adam enselenmiş, yargı karşısına çıkarılmış, idam cezası onanmış.
Nedir bu AİHM? Doğrusunu isterseniz ben de iyi bilenlerden değilim. Bu konudaki bilgisizliğimi kabul ediyorum. Ancak dün Strasbourg'da bu işin uzmanı gazeteci arkadaşım Zeynel Lüle'den aldığım bilgileri size iletmek istiyorum. Zeynel şöyle diyor:
‘‘Apo'nun yakalanmasının hemen ardından avukatları AİHM'ye başvurdular. Gerekçeleri işkence göreceği, adil yargılanmayacağı idi. Mahkeme ihtiyati tedbir kararı aldı ve Türkiye'ye nasıl yakalandığı, yargı süreci, hatta sağlık durumuyla ilgili sorular sormaya başladı. O kadar ayrıntıya girildi ki, kabız olup olmadığı bile soruldu ve biz bunlara tek tek yanıt vermek durumunda kaldık.
Şimdi idam kararının onanması sonrasında mahkeme yine devreye girecek ve ‘Biz karar verinceye kadar idam etmeyin' diyecek. Bu süreç yaklaşık iki yıl sürecek. AİHM bu aşamada her şeyi inceleyecek. Örneğin, yargı sürecinin adil olup olmadığını belirleyecek.
Ama biz bu süreçte onu asarsak, Türkiye'ye ‘Yanlış yaptınız, bizim kararımızdan önce asmamanız gerekirdi' diyemez. Bunun tek yaptırımı para cezasıdır... Çünkü biz belli konulardaki anlaşmalara çekince koymuşuz ve imza atmamışız.’’
***
Şimdi Ecevit'in iki gün önce bu konuda gündeme AİHM'yi niçin getirdiği daha iyi anlaşılıyor. Buradan çıkan sonuç şu:
Türkiye, bu mahkemenin kararı ortaya çıkmadan önce Apo'yu asmayacak ve zaman kazanacak. Bu aşamada dış ilişkilerimiz açısından zaman kazanmak çok önemli... Çünkü Avrupa Birliği'ne aday üyeliğimiz kapıda.
Böylece Ecevit, hem iç tribünlere, hem de dış tribünlere oynuyor.
***
Sevgili okuyucularım, Avrupa'nın tuzu kuru. Avrupa'da terör yok. Bize bol kepçe nutuk atan, nasihat veren, hatta ukalalık eden Avrupa ülkelerinin sınır komşuları arasında İran yok, Irak yok, Suriye yok!
O ‘‘uygar ve çağdaş’’ Avrupa ülkelerinin çoğu, bizim atlattığımız badirelerin çok değil, sadece binde biri ile yüz yüze gelselerdi, inanın ki çöküp giderdi...
Çünkü onlar bizim gibi aşılı, şerbetli değil.
Onun için, oralarda sırça köşklerde oturup Türkiye'de olupbiten hakkında ahkám kesmek, insan haklarından söz etmek, Apo gibi katillerin savunuculuğunu yapmak çok kolay.
AİHM şimdi Apo konusunda karar verecek. Bir yıl sonra, iki yıl sonra, hiç fark etmez. Ama aynı mahkeme, ya da şimdi bize nasihat vermeye kalkışan Avrupa ülkeleri, kuruluşları vesaireleri, Türkiye'nin 40 bin canı elden giderken suspus olmuşlardı.
Bırakın suspus olmayı da bir yana, teröre gizli veya açıktan destek vermekten utanmıyorlardı.
Ne adına?
Demokrasi ve insan hakları adına!
Terör örgütünün kendi bankalarında istiflenmiş yüz milyonlarca dolar parasını kendi ekonomilerinde kullanabilmek adına!
Nereden gelmişti o para?
Uyuşturucu ticaretinden ve toplanan haraçlardan.
***
Apo idam edilir veya edilmez. İdamı bin kez hak etmiştir ama ülkemizin çıkarları gerektiriyorsa, edilmeyebilir. Bu ayrı bir tartışma konusudur.
Ama Avrupa, bu konuda gerçekten ayıp etti. Çifte standart uyguladı. Türkiye'yi içten vurmak için bu terör örgütünü kullandı. Ama sadece Avrupa mı yaptı bunu?
Ne münasebet efendim!
Bizim içimizdeki, bizim medyamızdaki entel-liboş takımı olmasaydı, Avrupa tek başına ne yapabilirdi?
Şöyle birkaç yıl geriye gittiğimizde olupbitenleri anımsadıkça yüzüm kızarıyor, utanıyorum.
Medyamızda anonslar verilirdi:
‘‘Yazarımız Apo ile konuştu... Apo, Galatasaray'ı tutuyor... Apo acılı Adana seviyor... İşte Apo'nun pijaması... Apo içini bize döktü...’’
PKK'ya yıllarca gaz veren bu hain takımı, Türkiye'nin 40 bin canının en az Avrupa kadar sorumlusudur.
Biz bunların ihanetine karşı çıktığımızda, koroları hemen başlardı:
‘‘Demokrasi, insan hakları, ifade özgürlüğü...’’
Yılışık hacıyatmaz, Apo'nun Kuzey Irak'taki kampına gidip kardeşi Osman'la söyleşi yapmış, programını özel kanala 40 bin dolara satmıştı. Kendisini eleştiren bir generale şöyle diyordu:
‘‘Paşam, beni siz de kullanın.’’
Piyasaya ‘‘insan hakları’’ adına çıkan sahtekár hainlerle yobazlar bir olup, bunların Kuzey Irak'taki inlerine ziyaret düzenliyordu. PKK paçavralarının altında sırıtarak verdikleri pozları unutmadık.
Biz bu mücadeleyi içimizdeki bunca satılık haine karşın kazandık. Fakat mücadele henüz bitmedi. İçimizdeki ve medyadaki hainler bir ölçüde sustu, ama şimdi sırada Avrupa var! AİHM var, diğer kuruluşlar var. Tepemize binme sırası şimdi onlarda.
Avrupa Birliği'ne aday üye kabul edilmenin karşılığını bize pahalı ödetmeye çalışacaklar. Sonuçlarını hep birlikte göreceğiz.
|