![]() |
Ertuğrul Özkök: Darağacı üzerine siyaset ![]() Ertuğrul ÖZKÖK
Dünden itibaren önümüze çok ciddi bir soru geldi. Biraz direkt ve sert olacak ama gelin bu soruyu birlikte soralım.
Hiç kıvırtmadan, sorunun gerektirdiği ‘‘cesareti’’ hiç törpülemeden.
Soru şu:
‘‘Abdullah Öcalan'ın idamı konusunu siyasi bir malzeme olarak kullanacak mıyız, kullanmayacak mıyız?’’
Bu konuda kararı, sadece ‘‘hislerimize’’, ‘‘acılarımıza’’ mı bırakacağız?
Yoksa aklımızı ve ülkenin gelecekteki barışını da hesaba katacak mıyız?
* * *
Bazı siyasetçiler dünden itibaren bunun cevaplarını vermeye başladılar.
Ne yazık ki, ilk gelen sinyaller, bazı siyasetçilerin bunu ‘‘yeniden doğuşları için’’ siyasi bir malzeme, bir tramplen olarak kullanacakları izlenimi veriyorlar.
Benim bu konudaki görüşüm şu:
Meseleyi, ‘‘Apo'yu asalım mı, asmayalım mı’’ gibisinden çok basit bir denkleme indirgememek gerekir.
Akla yatkın olanı, meseleyi çok daha geniş ve gerçekçi bir çerçeveye oturtabilmektir.
Öcalan asılabilir.
Bu Türkiye'nin sonu da olmaz.
Geçmişte benzeri isyanlarda yapılan yapılır.
Üç beş kişi darağacına gönderilir.
Toplumun intikam hisleri tatmin edilir.
Ve Türkiye yoluna devam eder.
* * *
Geçmişte bu olay basitti.
Ülkeler kendi içlerine kapalı olarak yaşıyorlardı.
İletişim imkánları çok dardı.
Ülkelerin altına imza attıkları uluslararası vecibeler yoktu.
Türkiye daha geçen hafta AGİT zirvesine ev sahipliği yaptı.
Bu zirvenin temel felsefesi şuydu:
‘‘Artık bütün ülkeler, öteki ülkelerin iç işlerine karışma hakkına sahiptirler.’’
Yani artık bütün ülkeler taş duvarlarla çevrili şatolarda değil, camdan fanuslar içinde yaşıyorlar.
İçerdeki her şey dışardan rahatça görülebiliyor.
Şimdi dönüp yine o sert, rahatsız edici soruyu soralım.
‘‘Böyle camdan bir fanus içinde Öcalan'ı asmak, bize ne kazandırır, ne kaybettirir?’’
Bu, son derece ciddi, kritik ve tarih önünde sorumluluk isteyen meseledir.
O nedenle, bütün siyasi partilerin, hiç olmazsa bu konuda, ‘‘siyaset yapmaktan vazgeçip’’, ülkenin geleceğini, bu ülkede birlikte yaşayacak genç insanların geleceğini düşünerek hareket etmelidirler.
* * *
Dün Muharrem Sarıkaya'nın yazısını okudum.
Konuştuğu bütün siyasetçiler, bu konuda akılla hareket etmekten yana olduklarını söylüyorlar.
Ama hemen arkasından ekliyorlar.
‘‘Biz istiyoruz ama, bazı siyasetçiler bunu bize karşı siyasi malzeme olarak kullanmak istiyorlar.’’
Kimdir bu siyasetçiler?
Açın gazeteleri hemen fark edersiniz.
Şimdi yine kendi kendimize soralım.
Bu konuda aklın yolunu tercih eden siyasetçiler oy mu kaybederler?
Veya tersi.
‘‘İlle de asalım diyenler oy mu kazanırlar?’’
Yaşadığımız 18 Nisan seçimi hepimize şunu gösterdi.
Halkın hassas olduğu konuları siyasi malzeme olarak sömüren hiçbir politikacı bundan beklediği yararı sağlayamadı.
Darağacı üzerinde politika yapmak da kimseye hayır getirmez.
* * *
Öcalan asılabilir.
Buna elbette Türkiye Büyük Millet Meclisi karar verecek.
Hukuk, önümüzdeki 15 gün içinde son sözünü söyleyecek.
Ve mesele, gelip, siyasi boyuta dayanacak.
Türkiye, 1980'li yıllardan beri idam cezasını uygulamayan ülkelerden biri.
Şimdi bu teamülünü ya bozacak ya da devam ettirecek.
Yapmamız gereken şey şudur.
Darağacı üzerinde dans eden siyasetçileri ekarte edip, aklımızla, mantığımızla karar vermek.
Ve öyle bir karar vermek ki, bunun sonunda ülkemiz, uzun yıllardan beri hak ettiği barışa kavuşsun.
Akılla karar verelim.
Ama bu kararı vermeden önce, darağacı üzerinde siyaset yapan şu politikacıları taburenin üzerinden indirelim.
İndirelim ki, aklımızı karıştırmasınlar.
|