26 Kasım 1999, Cuma




Oktay Ekşi: Tamtam sesleri veya akıl





Oktay EKŞİ

Abdullah Öcalan hakkında Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin verdiği idam kararı, beklendiği gibi dün Yargıtay Dokuzuncu Ceza Dairesi tarafından onaylandı. Böylece adaletin bu konudaki son sözü belli oldu.

Konunun bu tarafında kimse için sürpriz yok.

Sürpriz yok, çünkü bir taraftan bakınca tipik bir vatan haini, öte taraftan bakınca, elinde beşikteki bebekler dahil binlerce masum insanın kanı bulunan hunhar bir katile, yasalarda idam cezası var iken, başka ceza verilmesi zaten mümkün değildi.

Öyleyse darağacını kuralım ve Abdullah Öcalan'ı hemen, hatta bazılarının istediği gibi dakika geçirmeden ipe mi çekelim?

Abdullah Öcalan'ın idam edilmesini isteyenler, hatta bunun için pek iştahlı görünenler lütfen yanıt verirler mi?

Haklarında verilen idam cezası kesinleşip dosyası Meclis'e gelmiş olan öteki 47 suçlu ile ilgili infazı durdurup Öcalan'ı idam edersek, -dünya kamuoyunu bir kenara koyun- kendi vicdanımıza bunu nasıl açıklayacağız?

Biz, Öcalan dahil herhangi bir kanun kaçağı yurtdışında -örneğin Avrupa ülkelerinde- yakalandığı zaman onu geri istemek için ‘‘Yasalarımızda idam cezası varsa da 1984'ten beri hiçbir idam cezası infaz edilmemiştir. Çünkü Türkiye'de artık siyasi irade, idam cezasını yasalarımızdan çıkartacak kadar olgunlaşmıştır. Hatta hükümetin Meclis'e sevk ettiği Ceza Yasa Tasarısı'nda idam cezası kaldırılmış, yerine ağırlaştırılmış müebbed hapis cezası konulmuştur. O nedenle iade edeceğiniz sanığın idam edilmeyeceğine dair verdiğimiz söze güvenebilirsiniz’’ demiyor muyduk?

Hatta Öcalan, İtalya'ya sığındığı zaman gönderdiğimiz iade talepnamesinde esas itibarıyla bunları söylemedik mi?

Yoksa biz devlet olarak yalan mı söylüyorduk?

Türk ulusu, bu ülkede verilen idam cezaları yüzünden çok kınanmış, bunun çok da zararını görmüş bir ulustur. Nitekim kendi Başbakanı ile iki bakanını asmış bir millet olma lekesi, sabıka olarak hálá ulusal sicilimizde kayıtlıdır.

Oysa Adnan Menderes'i, Fatin Rüştü Zorlu'yu ve Hasan Polatkan'ı asarak hiçbir şeyi çözemediğimizi gördük.

Deniz Gezmiş'i, Hüseyin İnan'ı ve Yusuf Aslan'ı yani çok çok 8-10 sene hapis yatıp çıkacak türden işlere bulaşmış üç genci 1972'de asarak bir çözüme ulaşsaydık, Türkiye'yi 12 Eylül darbesine götüren anarşi dönemini yaşamazdık.

O nedenle diyoruz ki, Öcalan'a verilen idam cezası kesinleşince, 30-40 yıl öncesinin Afrika'sında eline bir beyaz derili insan düşmüş gibi tamtamlar çalarak sevinenler, aynı Afrika'nın artık demokrasi ile yönetilmeyi deneyecek düzeye geldiğini görmeli ve kendilerini yamyamların düzeyinden kurtarmalıdırlar.

Unutmayalım: Sadece duygularıyla karar verenler, kendilerini ilkel kalmaya mahkûm ederler. Gelişmenin anahtarı akıl ve sağduyudur.



Copyright 1999   Hurriyet

| ana sayfa | son dakika | haber indeksi | türkiye | ekonomi | dünya | spor | yaşam | yazarlar | tv programlari | fal | | hava durumu | kelebek | istanbul | | | | | | teknonet | | | | | seri ilanlar | e-mail | | |