7 Kasım 1999, Pazar




Uğur Dündar: Aşk, mafyayı vurdu





Uğur DÜNDAR

Yaklaşık 10 gün önce, Sungurlu yakınlarında bölge trafik ekipleri denetim yapıyordu. Yolu kesilen sürücülerden biri silahını çekip, kaşla göz arasında kendisini bacağından yaraladı. Esrarengiz kişi ilk tedavisi yapılırken adının Şaban Erdoğan olduğunu ve güvenlik güçlerince arandığı için böyle bir davranışta bulunduğunu söyledi.

Şaban Erdoğan'ın anlattıkları doğruydu. O, hem Çanakkale Cumhuriyet Başsavcısı Abdülkadir İlhan, hem de İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlar Şubesi'nce aranan bir sabıkalıydı. Erdoğan'ın adı, Çanakkale Yarı Açık Cezaevi'nde yatarken, Karanlık Liman olarak bilinen yörede cinayete kurban giden Rahman Türk'ün öldürülmesine karışmıştı. Ayrıca İstanbul'daki bazı cinayet ve yaralamaların sorumlusu olarak aranıyordu.

Sabıkalı Şaban Erdoğan'ın İstanbul Organize Suçlar Şubesi'ne teslim edilmesiyle birlikte, üzerinde esrar perdesi bulunan olaylar birer birer aydınlanmaya başladı. Önce Rahman Türk cinayeti çözüldü, sonra diğerleri...

AVUKATINA ÁŞIK OLDU

Rahman Türk, hüküm giymiş bir uyuşturucu madde kaçakçısıydı. Cezasının son bölümünü Çanakkale Yarı Açık Cezaevi'nde tamamlarken, avukatı G.S.'ye áşık olmuştu. Rahman Türk, genç ve güzel kadını herkesten kıskanıyordu. Kıskançlık nöbetlerinin birinde G.S.'nin avukatlığını üstlendiği kooperatifin yöneticisi olan Alaattin Akgün'ü tehdide başladı. Onu cezaevinden cep telefonuyla arıyor ve ‘‘Bu kadınla ilgilenirsen seni öldürürüm!’’ diyordu. Tehditlerden bunalan Alaattin Akgün çareyi, eski Büyükçekmece Belediye Başkanı ağabeyi Hasan Akgün'ün bölgesinde çay bahçesi işleten Bülent Mert'ten yardım istemekte buldu. Bülent Mert de işi, yurtdışındaki mafya babası Sedat Şahin'in has adamlarından olan Şaban Erdoğan'a havale etti. Böylece Şaban Erdoğan ile Rahman Türk'ün karşılıklı tehditler savurduğu bir süreç başlamış oldu.

DELİKANLILIK RACONU

Beklenen kapışma, yaklaşık bir yıl önce Büyükçekmece'de gerçekleşti. Çanakkale Yarı Açık Cezaevi'ndeki adamlarıyla birlikte soluğu Büyükçekmece'de alan Rahman Türk, doğruca Bülent Mert'in çay bahçesine gitti. Şaban Erdoğan ve tetikçileri, kendisini orada bekliyordu. Ancak silahların çekilmesine ramak kalmıştı ki Rahman Türk'ün, Sedat Şahin'le cezaevinden arkadaş oldukları anlaşıldı. Böylece gerginlik sona erdi ve samimi bir konuşma havası oluştu. Sohbet sırasında Şaban Erdoğan, Rahman Türk'ü eleştirmeden duramamış ve ‘‘Evli bir kadına ilgi duyman, delikanlılıkla bağdaşmaz!’’ demişti. Bu sözler, Rahman Türk'ün gururunu incitmişti ama tepkisini hemen belli etmedi. Daha sonra Şaban Erdoğan'ı arayıp, kozlarını teke tek kapışmayla paylaşmayı önerdi.

Artık sıra kozların paylaşımına gelmişti. Şaban Erdoğan, bu iş için Bülent Mert'in kırmızı renkli BMW otomobilini istedi. Üç tetikçisini BMW'ye bindirip Çanakkale'ye gönderdi. Birkaç gün sonra da Karanlık Liman denilen yörede Rahman Türk'ün cesedi bulundu. Bacağından vurulan uyuşturucu madde kaçakçısı kan kaybından ölmüştü. (Cinayet tarihi 23.8.1998.)

BAŞARILI SAVCI

Çanakkale Cumhuriyet Başsavcısı Abdülkadir İlhan, kente gelir gelmez, faili meçhul bırakılan Rahman Türk dosyasını açtı. Soruşturmayı derinleştirince, Türk ve adamlarının, hem cezaevindeki diğer mahkûmlar, hem de kent için huzursuzluk kaynağı olduklarını belirledi. Önce uyuşturucu madde kaçakçısının adamlarını Biga Cezaevi'ne sürdü. Orada da rahat durmadıklarını ve diğer mahkûmlardan zorla senet alıp tahsilat yaptıklarını öğrenince, grubu dağıtıp hepsini değişik cezaevlerine gönderdi. Bu arada Ferruh Tankuş'un İstanbul'da Narkotik Şube Müdürlüğü yaptığı dönemde, ona bağlı ekiplerin gıyabi tutuklaması bulunan Rahman Türk'ü alıp, 200 bin dolar karşılığında serbest bıraktıklarını ortaya çıkardı. Bu iddialarla ilgili dosyayı, gereğinin yapılması için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na sevk etti. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlar Şubesi'nin yaptıklarına gelince... Onlar da Şaban Erdoğan ve 7 adamının adlarının karıştığı cinayet, yaralama ve çek-senet tahsilatı olaylarının tümünü aydınlatıp sanıkları adalete teslim etti. Ayrıca Alaattin Akgün'ün, Rahman Türk cinayeti için Şaban Erdoğan'a 100 bin dolar ve 40 milyar lira verdiği belirlendi.

Her zaman söylüyorum, Türkiye'de cinayetler kolay kolay faili meçhul kalmaz. Yeter ki siyasetçiler burunlarını soruşturmalara sokmasınlar, yeter ki Çanakkale ve İstanbul'da gördüğümüz gibi, savcılarla güvenlik güçlerine müdahalede bulunmasınlar.



Copyright 1999   Hurriyet

| ana sayfa | | haber indeksi | türkiye | ekonomi | dünya | spor | yaşam | yazarlar | tv programlari | | | hava durumu | kelebek | | | pazar | | | | teknonet | interaktif tüketici | | | | seri ilanlar | e-mail | | |