30 Nisan 1999, Cuma




Yaşar Nuri Öztürk: Yaşanmayan dualar





Yaşar Nuri ÖZTÜRK

‘Benim duam hayatımdır’ diyor Konfüçyüs. Bu bence, dua konusunun en muhteşem sözlerinden biridir. Tüm hayatı bir büyük dua haline getirebilmek, hayata ölümsüz değerler kazandıran ruhun başarabileceği bir iştir. Sadece kendi kaderini yazan parmak olmak yetmez bu sözü söylemek için, tüm insanlığın kaderini yazmada rol almış parmaklar arasına girmeyi başarmak gerekir.

Malzeme varlık olanlara çok yabancı bir sırdır bu. Tüm hayatı bir büyük duaya dönüştürebilmek için, ‘‘var olan varlık’’ boyutuna ulaşmak kaçınılmazdır.

Gerçek insan işte bu boyuta ulaşabilen insandır. Kelimenin tam anlamıyla insan budur. Ötekiler, sadece kadavralarıyla, fotoğraflarıyla insandır. Var olan insan değildir onlar.

Tüm hayatı bir dua haline getirebilen ruh, tüm zamanı bir ‘‘sürekli şimdi’’ye dönüştürmüştür. Onun zamanında dün ve yarın yoktur, hep ‘‘şimdi’’ vardır. Yani o, hep yaratır, hep yürür, hep yeni menzillere konar...

Kitleler, toplum, ümmet ve uygarlık halinde sürekli dua ederler ama hayata yeni boyutlar kazandıran dualar bu dualar değildir. Kitlelerin içinde, tüm hayatlarını bir kesiksiz duaya çevirmiş benlikler yoksa, onların duaları kozmik varoluş kütüğünün kayıtlarına geçemez, sıradan istek yığınları olarak toprak planında kalıverir. Yaratıcı ruhların, hayatı ve zamanı kucaklayan büyük dualarıdır ki tarihin damağına lezzet verir ve olumsuzluk defterine silinmez harflerle yazılır.

İnsanı insan, insanlığı insanlık yapan, kalabalıklar değil, işte bu varoluş devleridir.

VE İSLAM DÜNYASI

Bin beş yüz yıla yakın bir geçmişin sahibi olan İslam dünyası, son birkaç yüzyıldır ölümsüzlük dosyasına girecek hemen hemen hiçbir şey üretmedi. Çünkü hayatının tümünü bir duaya dönüştürebilen benliklerden yoksun yaşıyor. Büyük rüyalar gören benliklere sahip bulunmuyor.

Büyük oluşlar, büyük rüyalar görebilenlerin nasibidir. Büyük rüyalar göremeyenler, büyük dualar edemezler. Ve İslam dünyası, yüzyıllardır büyük rüya görebilen gözlerden yoksun bulunuyor. Ekmek ve su vadisinde oyalanıp tatmin bulan yığınlar, büyük rüyaların çağırdığı çileli yollara dayanacak güçten yoksun durumda. Bu yüzden, hayatın bağrını ısıtan sevda, ölümsüzlük serüvenine atılmaya hazır başka áşıklara açtı kollarını.

Tüm hayatı bir büyük duaya çevirmenin açık prospektüsü verilmiyor insanlara, sadece ipuçları gösteriliyor. İşte bir tanesi, ‘‘Tüm yeryüzü benim ümmetime bir mábet yapılmıştır’’ diyor muazzez Peygamber. Bu ipucunun açık ifadesi şu: Tüm hayatı bir dua haline getirin. O Resul, tüm hayatı bir duaya, tüm dünyayı bir mabede çevirdiği içindir ki tüm hayatı boyunca sadece iki tane mescit inşa etti.

Bugün İslam'ı, üç yıllık gecekondu semtinde, otuz cami inşa eden ama bir tek okuma salonu inşa etmeyen veya edemeyen yığınlar temsil ediyor. Böyle bir dünyada tüm hayatı bir duaya çeviren benlikler nasıl yetişsin?! Onlara ‘‘Peygamber'den bile çok cami yapmış olmak’’ yetiyor. Kuran'ın vicdan adamlarından biri olan Muhammed İkbal'in ‘‘Benim niyazım iki rekat namaza sığmaz’’ diyen sözündeki erdirici haykırışı anlamak bugünkü Müslüman kitleler için çok zor.

İslam dünyası, tüm hayatı bir duaya, yani bir kesiksiz ve eksiksiz yaratıcı faaliyete dönüştürebilen ruhlara muhtaç! Bu ruhların, uyutan ve avutan mescitlerle vücut bulmayacağı anlaşılmıştır.

İslam dünyası, ‘‘bir başına bir ümmet’’ yüreğine sahip İbrahim'lere (bk. Nahl suresi, 120) muhtaçtır. O İbrahim'ler, tüm hayatlarını bir büyük dua haline getirerek bizzat varoluşun duasına dönüşen erlerdir.

Acaba o erlerin ortaya çıkması için, Latinlerin felix culpa dedikleri erdirici günaha mı ihtiyaç var? Unutulmasın ki, ‘‘bir ümmete bedel Hz. İbrahim'in, Hak tarafından övgü için kullanılmış sıfatı olan ‘‘hanıf’’, o günkü yığınların dilinde ‘‘eskiye, atalar dinine karşı çıkmış zındık’’ anlamına geliyordu. Hz. İbrahim bir felix culpa failidir. Aslında tüm nebiler öyledir.

Bütün hayatını bir büyük dua olarak yaşayacak ölümsüz ruhun oturduğu çizginin uçlarında şu iki zıt sıfat geçerlidir. Eskiyi ilahlaştıran halk ucunda ‘‘günah işlemiş zındık’’, erdirici değerler üretmeyi ödüllendiren Hak ucunda ‘‘tüm hayatını bir dua haline getirebilmiş, felix culpa faili sonsuzluk dostu.’’

Selam, felix culpa faili sonsuzluk erlerine; selam ‘‘bir ümmete bedel’’ İbrahim yürekli fikir ve aksiyon devine!.. Ve selam, bu sırrın farkında olanlara!..



Copyright 1999   Hurriyet

| ana sayfa | son dakika | haber indeksi | gündem | ekonomi | dünya | olay | spor | yaşam | yazarlar | tv programlari | fal | | hava durumu | kelebek | istanbul | | | insan kaynaklari | | | teknonet | | | | | seri ilanlar | e-mail | | |