6 Şubat 1999, Cumartesi




Soyunan Fahri Bey'e koşuyor

Şengün KILIÇ

İster ‘‘kader kurbanı’’, ister ‘‘unutulmuş sinema yıldızı’’ olsun, Bursa Köşk Gazinosu'nun sahibi Fahri Balcı için çok önemli değil. Gülten Kızılkaya'dan Levent Oran'a, Gonca Uyanık'dan Medyum Ayşin'e medyanın takibindeki skandal isimler onun ilgi alanı. ‘‘Bu sayede,’’ diyor Balcı, ‘‘Türkiye'de televizyonun girdiği en ücra köşedeki insan bile Köşk Gazinosu'nu artık biliyor.’’

Adını Fahri koydular. Sene 1945. Çok değil biraz büyüdüğünde, büyük şehir hayalleri kurmaya başladı. Artvin'e konsere gelen dönemin ünlü şarkıcılarından Kubilay'ın yanına gidip, ‘‘Abi, İstanbul'a gelsem bana yardım eder misin?’’ sorusuna bıyıkaltı bir gülümseme eşliğinde, ‘‘Tabii çocuğum,’’ cevabını alınca da düşler daha bir gerçekmiş gibi gelmeye başladı. Ama konser dönüşü Kubilay Maçka yolunda arabasında öldürülünce, büyük şehir düşü de tuzla buz oluverdi.

Ama 13 yaşındaki Fahri Balcı yılmadı. Babasının cebinden aldığı 50 lira, abisinin ayakkabıları, bir çadır pantolon ve bir gömlekle bir sabah soluğu Ankara'da aldı. Tek bir tanıdığının olmadığı Ankara'da önce garda ayran sattı. Sonra ver elini büyük düşlerin kenti İstanbul. İstanbul'da da önce Sirkeci Garı'nda kaldı. Almanya'dan gelenlerin permilerini topladı ilk zamanlar. Sene '68. Sonra Aksaray'daki Kristal Sineması'nda tuvaletçilik yaptı. Laleli'deki Doğan Palas Oteli'nin el ilanlarını Kadıköy İskelesi'nde dağıttı.

Özellikle son dönemde gazinosunda çalıştırdığı Gülten Kızılkaya, Levent Oran, Medyum Ayşin gibi isimlerle sık sık gündeme gelen Bursa Köşk Gazinosu'nun sahibi Fahri Balcı'nın macerasının başlangıcı böyle. 13 yaşında Ankara'da başlayıp, Köşk Gazinosu'nun sahipliğine uzanan yolda Balcı epey badireler atlatmış. Hemen hemen yapmadığı iş kalmamış. Bir dönemin ünlü sinema oyuncusu Zerrin Egeliler'le evlenip, Bursa'nın mutena caddelerinden birinde oturmaya başlayınca hakkında şu yorumun yapıldığını söylüyor, ‘‘Ünlü Cadde, Ünlü Apartman, ünlü kadın.’’ Balcı'nın 17 yaşında yaptığı ilk evliliğinden bir kızı, Zerrin Hanım'dan ise bir oğlu var. ‘‘Benim oğlum şimdi elektrikçide çalışıyor. Okutmak istedim, okumadı. Bak dedim, ustalık belgesini alacaksın, askere gideceksin, sonra dükkan açacağım, sakın sanma iflas ettiğim zaman babam bana yeniden dükkan açar. Bu ilk ve son şansın. Bugün alkole batmış, hazır para yemiş, gelen sanatçılarla arkadaşlık etmiş bir çocuk ne kadar başarılı olabilir?’’ diyor.

Balcı gazino sahipliğinin ‘‘eski siyah-beyaz Türk filmlerindeki gibi’’ algılanmasından pek şikayetçi, ‘‘Zaman değişti, aslında eskiden de filmlerde gösterildiği gibi değildi ama nedense öyle göstermeyi tercih ettiler,’’ diyor. Kendini başarılı bir işadamı olarak tanımlıyor. Zaten müzikle uzaktan yakından ilişkisi olmayan sansasyonel isimleri transfer etmesini de bu başarının bir göstergesi olarak kabul ediyor. Balcı insanların gazinosuna sırf bu isimleri merak ettikleri için geldiklerini ama bu arada gördükleri iyi hizmetle de daimi müşteri olarak kaldıklarını söylüyor.

BELAYA LANET

Siyasetten özellikle uzak durduğunu söylüyor. Zaten her gün gazinoya gelip tıraşını yapan berberinden de ‘‘bıyıklarını esnaf bıyığı gibi’’ kesmesini istiyormuş. Nitekim, bıyıklarına bakıp bir karar vermek zor. '80 sonrasında İstanbul'da gittiği Maksim Gazinosu'nu örnek veriyor. ‘‘Her masada zamanın önemli babaları vardı’’ diyor Balcı, ‘‘Sanatçılar sahnede silahların gölgesinde şarkı söylüyorlardı. Benim gazinoma kimse silahlı gelemez. Burda külhanbeyi yok, külhanbeyi buranın sahibi. Burayı ben yönetiyorum. Müşteriyi yönetemiyorsam, bırakıp gideyim. Adam oturacak, sanatçıya, bunu okumazsan ateş ederim diyecek. Nasıl ateş edeceksin, at bakalım ne oluyor!’’

Kendi gazinosunda müşterilerin üzerinden kesinlikle tek bir silahın bile çıkamayacağından emin. Taşıma ruhsatı var ama silah taşımıyor. ‘‘Yanlış yapan’’ müşterinin gazinoya ‘‘özür dilemezse’’ ikinci bir kere gelme şansı yok, gelirse de servis açılmıyormuş. Balcı genel olarak beladan uzak durma eğiliminde olduğunu söylüyor ama eklemeyi de ihmal etmiyor, ‘‘Parça parça 6 senem cezaevlerinde geçti. Ama hiç yüz kızartıcı suçum olmadı. Üzerime gelmeyenin üzerine gitmemişimdir. Bir lafım var benim: Belaya lanet, belaya lanet ama gelirse kaçana da lanet.’’

SORUNUN TESPİTİ

Altı Parmak Caddesi'ndeki Köşk Gazinosu'nda 200 kişi çalışıyor. Personel kolay kolay değişmiyor. En az kalanı 5-6 yıl çalışıyormuş. Ramazan ayının ilk 10 gününde ise gazino geçici olarak kapatılıyor. Program gece saat 24.00'den sonra başlıyor ve sabah saat 06.00'ya kadar devam ediyor. Çok küçük idare bürosundaki üç monitörden, 80 masanın bulunduğu salon, koridorlar, soyunma odalarının girişi ve dış kapı sürekli olarak izleniyor. Çeşitli yerlere yerleştirilen 8-9 kamerayla tespit edilen ‘‘sorun’’ iki garson eşliğinde kapı dışarı ediliyor.

Balcı kurduğu sistemi geçmişteki deneyimlere borçlu olduğunu söylüyor. Gece hayatıyla İstanbul'da tanışmış. Balcı o güne kadar sadece ismini bildiği, filmlerde gördüğü Beyoğlu'na ilk kez 15 yaşında arkadaşlarıyla gitmiş. Kamelya Pavyon'la işte bu gezide tanışmış. Gittiği bu değişik yerden çok hoşlandığını söylüyor Balcı ve ertesi gün de gidip iş istiyor. Komi olarak işe başlıyor Kamelya Pavyon'da. Sonra bir yükselme dönemi izliyor bunu. Önce şef komi oluyor, sonra da garson. İşi öğrendiğini düşündüğünde ise İzmit'e gidiyor oradan Akşehir'e, Eskişehir'e ve yol Kayseri üzerinden Bursa'ya uzuyor.

Balcı bu dönemi şöyle anlatıyor, ‘‘80'de ihtilal olduğunda çalıştığım yerden ayrıldım, o günün parasıyla 140 bin lira para aldım. Denizli'ye gittim dördüncü sınıf bir yer açtım, ruhsatı olan hazır bir yerdi. Dört ay sonra yine ayrıldım, Eskişehir'e gelip Saray Gazinosu'na ortak oldum. Oradan da Bursa eski Kozmos'a yüzde 20 ortak oldum. Mal sahibi Anavatan Partisi milletvekili Memduh Gökçen tahliye davası açtı sonra. Hissemi sattım. Edirne'de Kazanova Gazinosu vardı, dördüncü sınıf bir yer, dört sene orada kaldım. Zerrin Hanım'la (Egeliler) evlendim. 87'de buraya gelip Köşk Gazinosu'nu aldım. Burası geldiğim zaman turistik belgesi iptal olmuştu, gazino şimdiki durumuna benim çabamla geldi.’’

DEVLET DAİRESİ GİBİ

Fahri Balcı'ya göre gazino işine girmek dünyanın en kolay işi, asıl önemli ve zor olanı ise piyasada kalmak. Piyasada kalmak için de öncelikle sanatçılara verilen sözlerin tutulması gerekli ona göre. Canı en fazla Gonca Uyanık olayına sıkılmış. ‘‘Geçenlerde Gonca Uyanık çıktı, beni kocam pavyonlara sattı dedi. Olur mu hiç? Bu memleketin emniyeti var, mahkemeleri var. Buraya gelen sanatçı, örneğin Levent Oran önce valiliğe gitti, emniyete sevk edildi, iznini aldı, çalıştı. Hangi emniyete bunu söylemiş de göz yumulmuş. Ben Gonca'nın kocasını tanırım. Fikrini, yapısını sevmediğim bir adam ama pırıl pırıl biri. Kalktılar çocuğu pezevenk yaptılar. Çocuğun tek hatası var, Gonca'yı çok sevmesi.’’

Balcı gece kulüpleri, gazinolar ya da pavyonların eski Türk filmlerinin etkisiyle korkulan yerler olduklarını görüşünde. Ona göre ‘‘Buralar da devlet dairesi gibi. Akşam geliyorsun, sabaha kadar sanatını icra ediyorsun, sabah da oteline dönüyorsun.’’ Eğlence sektörünün patronlarının bürokrat, siyasetçi ve emniyet yetkilileri ile sıkı fıkılığı konusunda ise olayın abartıldığı görüşünde. ‘‘Siz nasıl tanımak zorundaysanız, ben de öyle,’’ diyor. Zorunlu bağış verip vermediği sorusuna ise Balcı ‘‘Kesinlikle hayır’’ diyor ve ekliyor, ‘‘Bana en son birisi geldi, siyasi bir partiden. Adama, hemşerim benim dört kardeşim var, hepsi aç. Artvinli 300 bin kişi var Bursa'da, size sıra gelmez dedim. Ben tırnaklarımla geldim buraya, avanta verilecek 1 liram yok’’ cevabını veriyor.

Bugüne kadar Türkiye'nin epey bir bölgesini gezen Balcı İstanbul'a gelmeyi ise hiç düşünmüyor. Balcı, ‘‘İstanbul'da yaşayamam ben. Altı ayda ya beni öldürürler, ya da ben birini öldürürüm. İstanbul'da bana bedava gazino verseler gelmem. İnsan bela alır başına orada. İstanbul'da insan esnek olmak zorunda, İstanbul'un babaları, kabadayıları çok. Ee, ben de babayım kendime göre...

Kimler geldi, kimler geçti?

Şimdiye kadar Köşk'te kimler çalıştı?

Şakir Öner Günhan'la açılış yaptık, Feri Cansel geldi rahmetli, Songül Ülkü, Şehnaz Dilan, Nazan Ayaz, Sevtap Parman, Aslıhan Öncü, İpek Pınar, Vahdet Vural, Gülşen Günay, Üniversiteli Melike, Ahu Tuğba, Meral Orhonsay, Önder Somar, Güngör Bayrak, Gülten Kızılkaya... Çok isim geldi. Birinci sınıf starlar değil ama, hemen hemen buraya sokmadığım isim kalmadı.

Köşk Gazinosu'nun, Bursa'daki diğer gazinolar arasında nasıl bir yeri var?

Çok elit bir yerde. Bir zamanlar üçüncü sınıf bir yerken, zirveye çıktı. Ama bu benim emeğimle oldu. Her müşteri giremez buraya.

Hep sansasyonel isimleri çağırdınız son dönemde. Gülten Kızılkaya, Levent Oran...

Evet, Medyum Ayşen geldi, şimdi de Levent Oran geldi. Deniz Akbulut geldiğinde bana, onu ne yapacaksın dediler. Oysa film çevirdiği zamanlardan, 40 yaş civarında kitlesi vardır. Bana bu kitleden en az 20-25 masa gelir ve o gittikten sonra da 10-15 masa kalacaktır.

Televizyonun girdiği her yerde herkes Köşk Gazinosu'nu biliyor. Yarın Kars'tan bir arkadaş Bursa'ya gelecekse mutlaka Köşk'e gelecektir.

Bu isimleri siz mi buluyorsunuz?

Menajerleri aracılığıyla. Bunların bir bölümümü de mağdur. Ben mağdurluk çekerek büyüdüğüm için, onlara da yardımcı olmak istiyorum. Medya da onların yanında oluyor, onu takip ediyor. Mesela Gülten Kızılkaya çok mağdur oldu. Peşinden Levent Oran da mağdur... Yani şöyle mağdur, kadınların hücumuna uğrayan bir insan. Aslında öyle bir insan değil, bir tanısanız, pırıl pırıl bir çocuk.

Kaç gün program yapacak?

11 günlüğüne getirmiştim, 22 güne çıkardım. Hayrettir, Levent'e Bursalılar sahip çıktı.

Oran nasıl geldi?

Menajeri beni tanır, medyanın takip ettiği isimlere olan ilgimi biliyordu. Bana telefon açtı. Pek ümitli değildim, bir deneyelim dedim.

Gülten Kızılkaya'nın programı nasıldı?

Gülten Hanım'a gelenler, mağdur olduğu için, yakından tanımak için geldiler. Mesela ben film artisti getirdiğim zaman da, sanatla belki uzaktan yakından ilişkisi yok ama zamanında çevirdiği filmlerin etkisiyle, sempati nedeniyle onu yakından tanımak maksadıyla buraya hiç girmeyen masalar girdiler.

Zeynep Uludağ'ı neden çıkarmadınız?

Bir kaç defa konuştuk ama anlaşamadık. Ama çalışacaktır muhakkak.