16 Kasım 1998, Pazartesi




Kadınlar için tehlikeliyim

Yugoslavya'nın Dubrovnik kenti, 1 Nisan 1961... Güzel Cana Rebroyna ile yakışıklı eşi Müsliya Rebroyna sevinçten uçuyorlar. Çünkü yuvalarında üçüncü çocuklarının çığlıkları yankılanıyor.

Bu kız bebeğin adı Liz Remka Rebroyna'dır. Liz, Hırvatçada

‘‘yaprak’’ demek. Remka ise, dağlarda yetişen nadide bir çiçek. Rebroyna ailesi 5 yıl sonra Türkiye'ye göç edecek ve minik kızları Liz Remka'yı magazin dünyasına armağan edeceklerdir. Türkiye'de ‘‘Afrodit’’ adıyla anılacak

olan bu ‘‘dişi’’nin adı artık Banu Alkan'dır.

‘‘Sarışınlara aptal diyenler utanmalı. Marilyn Monroe için de dediler ama Kennedy'e kadar ulaştı. Ben de zekâma çok güvenirim. Aptal insana asla tahammül edemem.’’

Ben çok zor bir kadınım. Beni elde etmek çok zordur. Çok seçiciyim. Çok zeki, karakterli ve kendini taşıyabilen erkekler beni etkiler. Erkeğin

fiziği benim için asla önemli değildir... Murat tesadüf sonucu yakışıklı. Benden 7 yaş küçük ama beni çok güzel idare ediyor.’’

Vaniköy'deki üç katlı yalısında, güzel bir İstanbul akşamında beraber olduk Banu Alkan'la... Eskiden de olduğu gibi yine iddialı, yine hırslı... Liz'den Banu'ya bir gezinti yapalım dedik önce.

- 1966'yı 67'ye bağlayan yılbaşı gecesi Türkiye'ye göçmen olarak geldik. Ben o zaman beş yaşındaydım. Altı kardeşiz, ben üç numarayım. Dubrovnik'te doğdum. Babam Yugoslavya'da devlet müteahhitiydi. İstanbul'a önce annemin babası gelmiş, siyasi bazı olaylardan kaçmış galiba. Sonra babam da geliyor, annem de ardından. Göçmen olarak hemen Türk vatandaşı olduk. İstanbul'da Kartal'a yerleştik. Ben Kartal rıhtımında büyüdüm. Kartal o zamanlar çok şıktı, çok hoştu. Geldiğimde bir tek kelime Türkçe bilmiyordum, dört ayda söktüm ilkokulda.

SİNEMAYA İLK ADIM

Kartal Maltepe'den Yeşilçam'a doğru bir yol görünmüş Banu'ya. Ama önce ‘‘podyum’’lar üzerinden yürüyecektir.

- Annem çok şık bir kadındı. Hep inciler, danteller, çiçekler içindeydi. Annemden ne gördüysem onu uygulamaya çalıştım. 12 yaşındayken bütün arkadaşlarım, öğretmenlerim, herkes benim güzelliğimi söylerdi. Kartal Maltepe Lisesi son sınıfındayken LCC mankenlik okuluna geçtim. Bir sabun reklamı çektik, orada Porche bir araba vardı, ayrıca tenis oynuyordum falan. Onu gören Memduh Ün, ‘‘Tanrım bu kız kim?’’ diyor. Ses mecmuasının yarışmasına girecekken beni çekti ve beş yıllık mukavele imzalattı. İlk filmim Kadir İnanır'la ‘‘Taksi Şoförü’’ydü. Sonra da Cüneyt Arkın'la ‘‘Akrep Yuvası’’.

Banu ilk albümünü yaparak sonunda şeytanın bacağını kırdı. Anlata anlata bitiremiyor.

- 17 aydır bu ‘‘Afrodit’’ albümüne öyle bir daldım ki, davet edildiğim halde 67 televizyon programına katılamamışım. Bu kasette 2000 yılının sözleri ve aşkları var. Tüm diskolar bu şarkılarımla yıkılacak, inleyecek. Bülent Taşören adlı genç yeteneğin söz ve müzikleri müthiş. Büyük sanatçı Ercan Saatçi kendi stüdyolarında bütün ustalığını konuşturdu. Albümdeki ‘‘Mavi Gül’’ adlı şarkının sözleri bana ait. Bu albümümden en az 1 milyon satış bekliyorum. .

EN GÜZEL SENSİN

Bizim ‘‘Afrodit’’ bildiğiniz gibi değil. Yalının dört duvarı arasında yaşarken bile Türkiye'nin nabzını tutuyor.

- Şu anda 36.5 yaşındayım. Bir kadın için en güzel yaş. Hem çok genç ve taze, hem her şeyin bilincinde, tam büyümüş. Bana ‘‘Afrodit’’ unvanını Türk halkı verdi. Afrodit ya da diğer adıyla Venüs, güzellik ve aşk tanrıçası. O da 30'lardaki bir kadın. Ben bu unvanı çok güzel taşıdığıma inanıyorum. Yalımın önünde otururken hiç kimse Banu Alkan demiyor, her geçen tekneden ‘‘Afrodit’’ diye bağırıyorlar. ‘‘En büyük sensin, en güzel sensin’’ diyorlar. Demek ki halk bunu benimsemiş. Daha otuz yıl Afrodit olarak kalacağım, ama 67 yaşından sonrasını bilemiyorum.

HEP TOP YAŞADIM

Film çevirmiyor, sahneye çıkmıyor ve de emekli maaşı bile yok. O halde değirmenin suyunu sizin adınıza sormam gerek.

- Banu Alkan bu kadar film yaptı, elbette bir birikimi var. Ayrıca hayatımda bir erkek de var, birlikte götürüyoruz. Bu yalının aylık kirası 4 bin dolar, ama masraflarıyla birlikte 5 bin doları buluyor. Ayrıca ben Türk sosyetesinin değil, Dünya jet sosyetesinin içindeyim. 12 sene onlarla beraber oldum, hep ‘‘top’’ yaşadım. Rahmetli Gürbüz Hanif babamdan iki yaş büyüktü, bana hayatı hem öğretti, hem gezdirdi. Bir yılbaşını Donald Trump'la İsviçre'de dağda kutluyorum, ertesi yılbaşı bu sefer Hawaii'de aynı otelde kalıyoruz. Belki samimiyetim yok ama, bunlarla yan yana yeni yılı kutluyorum. Elizabeth Taylor'la Cenevre'de, St.Moritz'de yan yana oluyorsun. Ya da Kaşıkçı'yla beraber. Hiçbirinin arkadaşı değilim, ama aynı otellerde, aynı ortamlarda beraber oldum.

ATEŞ GİBİ KADIN

Bizim ‘‘Afrodit’’ coştu bir kere, durdurabilene aşk olsun.

- Estetik operasyonun sadece adını bilirim. Ağzımdaki 32 diş de benim. Ben bir iğne bile yiyemem. Estetiğe karşı değilim, ama insan doğal halini bozmamalı. Yapay göğüsler çok itici. Aynanın karşısında saatlerce duran bir kadın da değilim.

Bunca yıllık meslek yaşamımda bir ‘‘Afrodit’’in beden ölçüsünü almak kısmet olmamıştı, deneyeyim dedim...

- Yener'ciğim istersen yerinde otur, ben sana söyleyeyim. Boyum l.67 metre, 38 beden giyiyorum. Vücut ölçülerim hâlâ 90-60-90. Ama şimdi ölçmeye falan kalkma, görüyorsun geldiğinden beri kaç bardak su içtim, bu ölçüler biraz değişmiştir. Keşke en başta söyleseydin.

Keşke... Bir daha Banu'ya su içirmek mi, asla!..