24 Ekim 1998, Cumartesi




Basında Yahudi kalemi

Yahudilerin üç sesi

Türkiye'de Yahudi basını şu anda sadece üç dergiden ibaret ama geçmişte, örneğin İsrail Devleti kurulurken Türkiye'de canlı ve cesur bir Yahudi basını vardı. Meraklısına not, bugün Taksim Atatürk kitaplığındaki ‘‘Türk-Yahudi Basını ve Yahudi Yayınları’’ sergisinin son günü.

Türk-Yahudi basınının İsrail Devleti'nin harcındaki katkısını... Bu topraklara 1493'de matbaayı ilk getirenin İspanya'dan göçen Yahudiler olduğunu... ‘‘Editörünün keyfi olduğunda çıkar’’ ibaresiyle El Cugeton (Oyuncak) dergisini çıkaran ve Yahudilerin Aziz Nesin'i olarak tanınan Elia Karmona'yı biliyor muydunuz?

İlk Yahudi gazetesi 1841'de İzmir'de çıkıyor adı ‘‘La Buena Esperansa’’ iyi ümit demek. İkincisi de Doğu'nun kapısı anlamına gelen ‘‘Puerta Del Oriente’’. Osmanlı döneminde canlı ve renkli bir Yahudi basını var. Latin harflerinin yerleştirilmeye çalışıldığı Cumhuriyet döneminde Victor Levi adlı bir Yahudi gazeteci, bir süre daha eski Raşi alfabesiyle gazete çıkarmak için Atatürk'ten özel izin alıyor. 1931'den sonra Latin alfabesine geçiliyor.

Yahudi basını 1931-1939 arasında İspanyolca-Türkçe çıkan ‘‘La Boz de Oriente’’ (Doğu'nun Sesi) ile canlanıyor. Bu gazete daha sonra gazeteci Sami Kohen'in babası Albert Kohen tarafından 1939'da devralınıp İspanyolca-Fransızca ‘‘La Boz de Türkiye’’ (Türkiye'nin Sesi) adıyla çıkıyor ve 1949'dan sonra Sami Kohen tarafından çıkarılıyor. O zamanki adıysa ‘‘Türkiye'nin Sesi’’ ve Türkçe. Daha sonra ‘‘Haftanın Sesi’’ oluyor.

Cumhuriyet dönemi

Cumhuriyet'in ilanından sonra Tevhid-i Tedrisat yasasıyla, Türk Yahudilerinin konuştuğu Yahudi İspanyolcası (Ladino) kullanımdan kalkıyor. Yahudi basını bu yüzden 1923'ten 1947'ye kadar durgun bir dönem geçiriyor. Bu arada kamuoyu ve basın da ‘‘Sizi kovan bir memleketin dilini konuşmakta neden bu kadar ısrarlısınız?’’ diyerek Yahudileri nankörlükle suçluyor. 1947'den sonra bir patlama yaşanıyor, 6-7 gazete ve dergi çıkıyor. O zamanki basın çok cesur. 1948'de İsrail Devleti kuruluyor, tüm dünya yahudilerinin İsrail'de toplanması gerektiğini ileri süren siyonizm akımı etkisini gösteriyor. İnsanlar da kısa bir süre bu yeni ülkeye gideceklerini biliyorlar. Siyonist liderlere övgüler, şiirler yazılıyor. Bu arada sağ basın da ‘‘Hem Türk hem siyonist olunmaz’’ diye saldırıyor. Milliyetçi Yahudi basının savunması da dikkat çekici: ‘‘Biz vatansever insanlarız, Türkiye adına savaşa gireriz, karşımızdaki Yahudi bile olsa vururuz.’’

İsrail özellikle yoksul Yahudilerin ümitlerini besleyen ‘‘Amerika gibi balın sütün aktığı yepyeni bir ülke.’’ En ateşli Yahudi milliyetçisi gazeteler; Or Yeuada (Yahudi Işığı), Atikva (İsrail milli marşının adı) ve Şabat (Yahudilerin kutsal saydığı cumartesi günü) uzun bir süre yayın hayatlarını sürdürüyorlar.

Cumhuriyet dönemi Yahudi cemaati, kamuoyu ve siyasi iktidar ilişkilerini inceleyen araştırmacı Rıfat Bali o dönemi şöyle anlatıyor: ‘‘İsrail kurulduktan sonra müthiş bir göç furyası başladı. Türkiye'de ‘Bu insanların rahatları yerinde değil miydi neden kaçıyorlar?' sorusu soruldu. İsrail Devleti'nin Sovyet uydusu ve komünist komplosu olduğu iddiaları ortaya atıldı. O zamanki Yahudi gazeteleri de bir kalkan görevi yaptılar ve yazılarıyla insanları göçe teşvik ettiler. Tatsız olaylar da yaşandı. Erol Güney isimli Rus uyruklu Yahudi bir gazeteci, dış basının temsilciliğini yapıyordu. Dışişleri Bakanlığı Güney'e dışarıya yazdığı bir haberin kaynağını sordu. Açıklamayan Güney casus muamelesi gördü ve sınırdışı edildi.’’

Kapalı devre basın

Göç dalgası sona erdikten sonra Yahudi basınındaki o heyecanlı ve cesur seslerin devamı gelmiyor. Bali’ye göre: ‘‘Cemaatin kendini çevreleyen egemen topluma karşı yapabilecek çok fazla bir şeyi yok. 1955'de 6-7 Eylül olayları sırasında sinagoglar da, Yahudilere ait mağazalar da tahrip edildi. Yahudi basını bu olaylara çok fazla yer vermedi. Çünkü korkunç kızgın bir kitleyi daha fazla tahrik etmek istemedi. Şimdiki Yahudi basını daha çok cemaat içi haberleşme amacını güttüğü ve biraz da kapalı devre gibi yayın yaptığı için muhalif bir kimliği pek yok. Siyasi iktidara dönük bir muhalefetin olması da azınlıkların doğası gereği mümkün değil. Yahudi basını, cemaatin çıkarları daha öncelikli olduğu için aykırı seslere çok fazla yaşama alanı tanınmamış. Cemaat dışında yazılanlar eğer cemaatin stratejileriyle örtüşmüyorsa bir noktadan sonra benimsenmiyor.’’

Aylık Tiryaki Dergisi'nin yayımcısı Moşe Grosman ise şunları söylüyor: ‘‘Şu anki Yahudi basını mesala Nesim Malki'nin katilini aramaktan çok cemaatin sorunlarıyla ilgileniyor. İsrail haberlerine yer veriyor, göçle parçalanan ailelerin haberleşmesini sağlıyor. 1950'lere kadar Türk basınıyla başabaş giden Yahudi basını daha sonra gelişmelere ayak uyduramamış.’’

Şalom: ‘‘Barış’’ anlamına gelen Şalom 1947'de Avram Leyon tarafından kurulmuş çarşamba günleri çıkan bir gazete. 1983'e kadar Ladino yayımlanan gazetenin dili bugün bir sayfa Ladino'nun dışında Türkçe. Gözlem Gazetecilik tarafından yayınlanıyor. Yahudi cemaatinin en etkili gazetesi olan Şalom'un tirajı 4000 ve abonelere gönderiliyor. Nişantaşı Remzi ve Beyoğlu Simurg Kitabevlerinde bulunuyor. Gazetenin İdari koordinatörü Silvyo Ovadyo. Tel: 240 41 44.

Tiryaki: Moşe Grosman tarafından 1994'ten beri çıkarılan aylık fikir ve sanat dergisi. Dili Türkçe ve Ladino. Abone sayısı 1000 civarında. Beyoğlu Simurg Kitabevi'nde ve yazları Büyükada'da satılıyor. Tel: 245 25 79

Göztepe Kültür Dergisi: Göztepe Kültür Derneği'nin 10 yıldır çıkardığı iki ayda bir yayınlanan dergisi. Dernek programına ve Yahudi cemaatini ilgilendiren kültürel konulara yer veriyor. Yayın yönetmeni İzak Haligva. Dili Türkçe. Abone sayısı 3000 civarında.