22 Ağustos 1998, Cumartesi




Teke Tek

Fatih ALTAYLI

Bir istihbarat hikâyesi

Radikal dünkü manşetinde ‘‘Pasaport MİT'ten’’ deyince, şimdilik pek yazmak niyetinde olmadığım bir konuyla ilgili olarak yazmak farz oldu.

Önceki günkü yazdığım kısa bir gırgırda, pasaportun gerçek olduğunu sizlere hissettirmeye çalışmıştım.

Ancak eksik bilgiyle doğru gazetecilik yapılması güç olduğu için, eksik bilgiyle doğruya ulaşmaya çalışan dostlarımıza biraz bilgi sağlamanın gerektiğini düşündüm.

MİT'in uzunca bir süre başsız, daha doğrusu çok başlı olduğu Çiller döneminde, teşkilatta pek çok karışıklık yaşandı.

Değişik guruplar, değişik amaçlarla operasyonlar yaptılar.

Bu operasyonların kimi ülke çıkarınaydı, kimi ülke çıkarı arkasına gizlenmiş şahsi çıkarlardı.

Bugün işbaşında olan hükümet döneminde bu giderildi.

Şenkal Atasagun, MİT'i toparladı ve asli görevine döndürdü.

ATASAGUN'UN BAŞARISI

Atasagun'un MİT'te yaptığı ilk önemli iş MİT'i olması gereken yere çekmek oldu. Sönmez Köksal döneminde MİT Müsteşarlığı, devletin üst düzey görevlilerinin birbirlerine mesaj yollamak için kullandıkları bir ulak haline gelmişti. Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Genelkurmay Başkanı üçlüsü birbirlerine sitemlerini, mesajlarını ve hatta tehditlerini MİT Müsteşarı aracılığı ile gönderir olmuşlardı.

Atasagun gelince bu durum bıçak gibi kesildi.

MİT içindeki bir takım güçlü ve eski isimler arasında rekabet yaşanıyordu. Büyük bölümü eski operasyoncu ve dolayısıyla dost olan kişiler arasında rekabet vardı.

Bunların her biri kendi adamlarını kullanarak iş kotarıyorlardı. Bunlar arasında illegal yollara sapanlar, MİT'in şirket içi operasyon kurallarını ihlal edenler dahi oldu. Türk, İtalyan, Rus ve Amerikan mafyalarıyla geçmişten kalan ilişkileri kullananlar, mafyayı kontrol edebileceğini düşünenler çıktı. Bunu bir dönem becerdiler de...

Ancak özellikle 1995'ten sonra iş çığrından çıkmaya başladı. Eski ilişkilerinden dolayı, faydalı olur umuduyla, Mehmet Eymür tekrar MİT'e döndürüldü. Ancak Eymür eski Eymür değildi...

MİT'i bilmeyen Sönmez Köksal bu itişmeyi izledi ama anlayamadı, kavrayamadı...

Şenkal Atasagun bu duruma da dur dedi. Çünkü çekirdekten istihbaratçıydı ve kime dur diyeceğini biliyordu.

MİT'in önemli isimlerinden Yavuz Ataç ve Mehmet Eymür yurtdışı görevlere yollandılar. Amaç bu ikiliyi etkisiz hale getirmekti.

Ağansoy'la ve dolayısıyla Çakıcı ile ilişkisi polis istihbaratı tarafından deşifre edilen Ataç, Çin Halk Cumhuriyeti'ne postalandı. Hem de ilgisiz bir görevle.

Ardından da Eymür, sözde MİT'i temsilen CIA'ye...

ÇARŞAMBANIN GELİŞİ

Bu iki postalama operasyonu MİT'te devlet-mafya bağlantılarında bir operasyona girişileceğinin göstergeleriydi. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 1995'te aldığı, ancak bir türlü uygulayamadığı bir kararı uygulamaya koyuyordu. devletin kendini korumak üzere oluşturduğu mekanizma bozulmuş ve devlete karşı hale gelmişti. Kontrol edilemiyordu.

Devlet içinde bu operasyonun hazırlığı başladı. Ancak işlem ince olarak yapılacaktı ve zaman gerekiyordu. Tam bu sırada Susurluk patladı.

Aslında devlet Susurluk dediğimiz olayı, kendi yöntemleriyle halletmeye hazırlanıyordu. Ancak kaza operasyonu durdurdu. Ortalık karışmıştı. Vites boşa alındı.

Bu arada MİT içinde de karışıklıklar yaşandı. Atasagun Londra'ya tayin edildi. Ancak hükümet hatadan çabuk döndü. Atasagun geldi ve işe soyundu.

Az önce sözünü ettiğimiz atamalar dışarıdan görünen bölümüydü işin. Teşkilat içinde de kimilerinin yetkileri tırpanlandı. Kimi yetkiler dağıtıldı, bölüştürüldü.

Eller ayaklar kesildi.

DÖNÜŞ

Çakıcı'nın yakalanmasından birkaç gün önce Eymür sessiz sedasız Türkiye'ye çağrıldı. Yavuz Ataç'a da Türkiye'ye dönme talimatı verildi. Eymür'ün dönüşü şöhretinden ötürü haber oldu ama Devlet-Çakıcı bağlantılarında Eymür kadar etkili olan Ataç'ın döneceği haberi basın tarafından çok önemsenmedi.

Atasagun'un dantel gibi işlediği operasyon, ki Atasagun Londra'ya sürülmezden önce MİT'in Operasyon Daire Başkanı'ydı, işledi.

Bu operasyonla, devlet yıllarca kullandığı ancak 1995 yılından itibaren kontrolünü tamamen elden kaçırdığı bir gruba, ‘‘İşiniz bitti’’ mesajını verdi. Eller deterjanla yıkandı. Tabii henüz temizlik bitmedi. Bunların gün yüzüne çıkmamış köşeleri de, kıyı bucak temizlikten nasibini alacak. Devletle bunların ilişkilerini yürüten resmi görevliler de birer birer emekliye sevk edilecekler..

Atasagun da bu tarihi temizliği yapan adam olarak MİT müsteşarları arasındaki onurlu yerini alacak..

YA SONRA?

Sonrası için umutlanmayın...

Yeni yeni çeteler kurulacak. Kontrolden çıkanların yerini, en azından şimdilik kotrol edilebilir olanlar alacak. Bu operasyonla gözdağı verilmiş olanlar bir süre uslu duracaklar.

İşler uzunca bir süre yolunda gidecek.

Ta ki, Çiller gibi bir başbakan çıkıp, kocasıyla birlikte bu adamları kendi işleri için kullanıncaya, ya da Türk kapitalizminin yeni heveslileri devlet-mafya işbirliğini satın almayı bir kez daha düşününceye kadar...

NE ZAMAN ADAM OLURUZ

Milli İstihbarat Teşkilatı'nı özelleştirme kapsamı dışında tuttuğumuz zaman.