2 Ağustos 1998, Pazar




Gecelerin kumandanı
Celal Çapa

Şimdi paranın kimde olduğu belli değil ya, eskiden zenginler genellikle fabrikatör, fabrikatörler hep zengin olurdu. Çapamarka'nın sahibi fabrikatör Bedii Çapa ile Robert Kolej mezunu Fikret Şenes çok genç yaşta evlendiler. 10 sene süren evliliklerinden, 1944 yılında Ahmet adında bir oğulları oldu. Evliliği yürütemeyip ayrıldılar, fakat ayrılığa da dayanamadılar ve tekrar evlendiler. İşte Celal Çapa 1954 yılında, anne babasının ikinci evliliklerinde dünyaya geldi. Yine de gücü evliliği kurtarmaya yetmedi, toplam 18 yıl süren beraberlik Celal'in çocukluk yıllarında sona erdi. Fikret Şenes, burjuva bir ailenin kızıydı. Robert Kolej mezunuydu, piyano çalıyordu ve çok geniş bir sosyal çevresi vardı. Bu çevre ona sanatçı dostlar da kazandırmıştı. Hem dil bildiği hem de müzikle ilgilendiği için, İngilizce şarkı sözlerini Türkçe'ye çeviriyordu. Amatörce başladığı şarkı sözü yazarlığı nedeniyle Ajda Pekkan'la yakınlaştı. Ajda'nın aklınıza gelen bütün hitleri; Kimler Geldi Kimler Geçti, Hoş Gör Sen, Sana Neler Edeceğim Fikret Hanım'ın kaleminden çıktı. Celal Çapa'nın söylediğine göre, annesi o yıllarda hayatının en büyük aşkını yaşıyordu ve bu güzel şarkıları o aşktan aldığı esinle yazdı.

GÖNÜL YAZAR CİCİ ANNE

Bedii Çapa; zengin, çapkın ve kadınlar arasında popüler bir adamdı. Fikret Hanım'dan boşanınca, Gönül Yazar'la evlendi. Onun ardından üç evlilik daha yaptı. Bütün servetini eğlenceye harcamaktan çekinmedi. Ahmet ve Celal'in çocuklukları annelerinin yanında geçti: ‘‘Anne babam boşandığı için, ayrılığın çocuklar üzerindeki etkisini biliyorum. Kendi çocuklarımın böyle birşeyi hissetmelerini istemedim. Babam çok hızlı bir hayat yaşadı. Ağabeyim herhalde genleri itibariyle babama daha çok çekti. Ben evlendiğim ilk günden beri aile hayatıma çok önem veriyorum. Bunun en önemli nedenlerinden biri düzen. Düzensiz bir insanın başarılı olacağına inanmıyorum.’’ Celal Çapa, sosyetenin en güzel kadınlarından biri olarak gösterilen Şebnem Hanım'la, öyle büyük bir aşkla evlenmemiş: ‘‘Ben serseri olmamak için evlendim. Tabii ki karımı seviyorum, ama esas olarak mantıklı bir evlilik yaptığımı düşünüyorum. Zaten büyük aşklarla yapılan evlilikler büyük hüsranla bitiyor.’’

Celal Çapa'nın, acaba hangi mesleği seçsem diye düşündüğü yıllarda, yani 70'lerde, iyi aile çocuklarının seçecekleri en son iş, gece kulübü işletmeciliğiydi. Makam mevkii sahibi olmak çok daha önemliydi. Üstelik Celal iyi de okudu; Galatasaray Lisesi'ni ve Boğaziçi Üniversitesi'ni bitirdi. Ancak okulla arası pek hoş olmayan ağabeyi Ahmet, yurtdışında turizm okuduktan sonra, bir kulüp açınca, iki kardeşin yolu belli oldu: ‘‘İşe DJ olarak başladım. Ağabeyim yanında güvenebileceği birileri olsun istiyordu. Önceleri çok düşündüm ama sonradan işi sevdim.’’ O kadar sevdi ki, büyük Çapa, bu kadarı yeter dedikçe, küçük Çapa işleri büyütmekte ısrar ediyordu. Şimdi ayrı ayrı çalışıyorlar.

SANATÇILAR BENİ İSTEMEDİ

Celal Çapa adı sosyete ile özdeş. Ama o başka kesimlere de ulaşmak istemiş: ‘‘Herkesin kendine göre bir müşteri portföyü var. Sanatçı kesim sanatçılarla olmak istiyor. Benim de hiç öyle bir kültürüm ve bilgim yok. Sanatçılarla herhangi bir yakınlaşma içine giremedim. Bunun için çaba sarfettim, denemelerde bulundum, onları tanıyan işletmecilerle çalıştım. Ama o çevre beni kabullenemedi. Benle beraber olmak istemedi. Ben de oturup onları bekleyerek zaman kaybedemeyeceğim için arzımı başka yöne kanalize ettim.’’ Karaköy'de yeniden dirilttiği Liman Lokantası ile, sosyete dışına çıkmayı başardığını düşünüyor: ‘‘Liman'la beraber müşteri portföyümde değişiklik oldu. İş muhitine yöneldim. Bankacılar, iş adamları iş yemeğine geliyorlar. Bundan çok memnunum.’’

STİLİ OLMALI

Çapa en çok kendisi gibi müşterileri seviyor. Yani, gezmeyi eğlenmeyi seven, gittiği yerlerde umduğu ile değil bulduğu ile tatmin olan, beğenmediği yerden şikayet etmek yerine oraya tekrar gitmeyen. En sevmedikleri ise stili olmayanlar: ‘‘Bazı insanlar var ki, oldukları yere hiç yakışmıyorlar. Mesela Pasha bir diskotektir ve gençler için açılmıştır. Adam kalkıp orada iş yemeği yiyor. Bunu sevmiyorum.’’ Ona göre İstanbullu eğlenmeyi çok iyi biliyor. Ve dünyanın yalnızca bir tek şehrinde İstanbul'daki kadar çok mekan açılıp kapanıyor: ‘‘Bu hareket bir de New York'ta var. Sürekli bir yerler açılıp kapanıyor.’’

Artema Celal!

Celal Çapa'nın, vazgeçemeyeceği üç şey var: Sigara, ailesi, işi. Sigaradan vazgeçemeyeceği çok belli; baca gibi tüttürüyor. 18 yıldır Şebnem Çapa ile evli ve iki çocuk sahibi olduğunu düşünürsek, ailesinden de vazgeçmiyor. En azından şimdiye kadar vazgeçmemiş ki bu gece hayatının ortasında yaşayan biri için hiç de yabana atılır bir süre değil. İşine gelince... Sanki o vazgeçse de, işi ondan vazgeçmeyecek. O kadar içiçe geçmişler. Celal Çapa, gece gezginlerinin karşısına her sene yeni bir mekanla çıkmazsa içi rahat etmiyor. Bu yüzden dostları ona ‘‘Artema Celal’’ adını takmışlar. O kadar çok açıp kapıyor ki, elinden geçen kulüplerin, barların, restoranların sayısını bilmediğini söylüyor. ‘‘Motivasyonunuz nereden geliyor Allahaşkına’’ deyince, işini ne kadar çok sevdiğini anlatıyor. Ama bunun sebebi, ne sevgi olabilir ne de para hırsı. Aslında o bir hiperaktif. Durduğu yerde duramıyor.