1 Mayıs 1998, Cuma




Bir seyyidin mektubu

Yaşar Nuri ÖZTÜRK

Başlığı ‘‘Gül Kokulu Mektup’’ diye de koyabilirdim. Çünkü gül, muazzez Peygamberimizin sembolüdür. Ve mektup, onun soyundan bir aziz insanın elinden çıkmıştır.

Virginia'dan (ABD) gelen bir mektup. Ahmet Hüsamettin Öztürk tarafından 21 Mart 1988 tarihinde yazılmış. Ahmet Hüsamettin, mektubu yazan zatın dedesinin de adı... Seyyid Ahmet Hüsamettin Öztürk Dede (ölm. 1925) yüzyılımızın en büyük müfessirlerinden biri olmak onuruyla Hz. Peygamber'in torunlarından biri olmanın mutluluğunu birleştiren bir büyük irfan ve iman adamıdır. O, Kurtuluş Savaşı'nın zaferle sonuçlanacağını Atatürk'e müjdeleyenlerden biri olarak da bilinir. (Bu konuyla ilgili olarak rahmetli Seyyid Musa Kâzım Efendi tarafından bana gönderilen mektupları daha sonra yayınlayacağım.)

Ahmet Hüsamettin Efendi'nin eserlerini bugünkü kuşakların anlayacağı dilde yayınlayarak bilgi ve gönül dünyamıza ışık ulaştıran, yine bir büyük irfan ve iman adamı oldu: Kendi oğlu Seyyid Musa Kâzım Efendi. Bir yıl kadar önce sonsuzluğa göçen Musa Kâzım Efendi, bu satırların yazarının gönül ve coşku dayanaklarından biri idi. ‘‘Efendim, Yaşar Nuri ile soyadlarınız aynı, acaba akrabalığınız var mı?’’ diye soranlara, ‘‘Evet, en yakın akrabamdır’’ demek lütfunu göstererek Yaşar Nuri'ye güç ve onur verirdi.

Işık ve içtenlikten yoksun namert ellerin açtığı yaralarımı yıllarca merhemleyen o Resul torunu aziz insanın hatırasını saygı ve şükranla bir kez daha anarken, onun kanından ve imanından asalet kazanmış aziz yavrusunun, bana ‘‘cedd-i pâk-i Muhammedimiz’’den ıtırlar getiren mektubunu, tüm gönüldaşlarıma ve Türk kültür tarihine emanetliyorum. Aziz dedenin aziz torunu, (çok zorunlu iki cümlelik kısaltma dışında aynen vereceğim mektubunda) şunları yazıyor:

* * *

‘‘Yaşar Nuri Bey! Ben, rahmetli Musa Kâzım Öztürk'ün oğlu Ahmet Hüsamettin Öztürk'üm. Sizi uzun bir zamandan beri gıyaben tanıyorum, ancak şahsen tanışmak mutluluğuna eremedim. Kitaplarınızı, bilhassa Kur'an tercümenizi okuduğum için ve rahmetli pederim sizden daima takdirle bahsettiğinden, şahsınızı tanımamakla beraber fikirlerinize kendimi aşina hissediyorum.

1983 senesinden beri Amerika'da ikamet etmekteyim, ama gönlüm her zaman memleketime merbut. Bu yüzden, aziz vatanımızın, bazı kendini bilmezlerin elinde kalması, her vatansever gibi beni de üzüyor. Bilhassa din kisvesi altında temiz yürekli Müslümanların aldatılması büyük üzüntülere sebep oluyor. Kutsal dinimiz sadece bütün dünyanın değil, bütün kainatın dinidir; çünkü her ruh, Müslüman temizliği ile yaratılır ve her doğan, Müslüman ahlakı üzere tertemiz doğar. Kutsal dinimizi bir Arap inanışı olarak görenler veya göstermek isteyenler ne kadar büyük bir dalalettedir! Zavallı menfaatlerini korumak için İslam'ı bile bile bölgesel bir tapınma gibi lanse etmek isteyenler gerçek münafıklardır.

Türkler, her zaman İslam'ın koruyucuları olmuşlardır. Şu anda da, zatınızın ve diğer aydın din bilginlerinin izinde, Türkler, kutsal dinimizi Batı dünyasına kabul ettirebilecek yegâne kuvvettir.

Ben sizin fikirlerinizde, babamın, hayatı boyunca ileri sürdüğü ve savunduğu unsurları görüyorum. Modern, açık görüşlü, yüksek kültürlü, toleranslı ve imanı bütün bir Türk gençliği... İslam'a dönüş, dinin hurafelerden, hususan Arap örf ve âdetlerinden arındırılması, ancak imanımızın Kur'an'ın yüce ayetleriyle Peygamberimizin sağlam hadislerine dayandırılması ile mümkün olabilir. En ileri din bilginlerinin sözleri bile ancak felsefe niteliğindedir ve Hak kelamını değiştiremez. Bu nedenle, dinin esasının, din felsefesinden ayrı olarak değerlendirilmesi gerekir. Eğer ikisi arasında bir uyuşmazlık varsa, referansımız ancak Kur'an olabilir.

Ben inanıyorum ki, rahmetli pederim sizi çok sevdiği için, ecdadı olan yüce seyyidlerin ruhaniyetine vasiyet etti. Ben de acizane dualarımda Allah'tan size gayret, metanet ve gönül açıklığı vermesini niyaz ediyorum. Cenabı Hak, girdiğiniz hayırlı yolda yüzünüzü kara çıkartmayacaktır.

İnşallah, Türkiye'ye tekrar geldiğimde, eğer müsadeniz olursa, sizinle tanışmak şansını bulabilirim. Size ve muhterem eşinize sevgi ve hürmetlerimi takdim ederim.’’

Ben de size sevgi, hasret ve hürmetlerimi sunarım, yâr-i canım kardeşim!..