2 Mart 1998, Pazartesi




Titanic'in asi yıldızı Kate Winslet


Sinema için yaşıyor

Yirmi iki yaşında bir genç kız son günlerde sinema dünyasında adından en çok sözü edilen yıldızlardan biri. Kate Winslet, sinemada bir simge oldu. ‘‘Titanic’’ filmindeki inanılmaz başarısı ona ikinci kez Oscar adaylığını kazandırdı.

İngiliz oyuncu Kate Winslet, sinema dünyasında dev adımlarla ilerliyor. Los Angeles ile Londra arasında mekik dokuyan genç oyuncunun İngiliz yönetmen ve oyuncu Kenneth Branagh ile duygusal bir ilişkiye girdiği söylentileri yaygın. Branagh, genç oyuncuyu kendisinin yönettiği ‘‘Hamlet’’ filminde Ophelia rolünde oynatmıştı. Bu filmin çekiminden sonra ise iki sanatçı, ayrılmaz bir ikili oldu.

Winslet, doğuştan sanatçı olmak için yaratılmış. Rol yapmak onun için soluk almak kadar doğal bir olgu. On yedi yaşında ilk filmi ‘‘Heavenly Creatures’’ı çevirdiği zaman eleştirmenler, küçük oyuncunun ilerde büyük işler yapacağına işaret etmişlerdi. Winslet bu filmde lezbiyenliğe yönelen masum bir kızı canlandırıyordu.

Geçen yıl ‘‘Sense And Sensibility’’de, Emma Thompson'un küçük kardeşini canlandırırken de rolünde çok başarılıydı. Aslında Hollywood, Winslet ile fazla ilgilenmiyor. Nasıl ilgilensin? Genç oyuncu, zorunlu olmadıkça Hollywood'da kalmıyor ve oradan nefret ettiğini gizlemiyor.

Titanic’te ağladı

Kate son derece duygusal biri olduğunu da gizlemiyor. ‘‘Titanic’’ filminin bazı sahnelerini çevirdikten sonra saatlerce ağladığını itiraf ediyor.

Peki acaba genç oyuncu bu filmdeki rol arkadaşı Leonardo DiCaprio hakkında neler düşünüyor? Winslet, genç rol arkadaşıyla çok iyi anlaştıklarını söylüyor. Birlikte çok güldüklerini ve eğlendiklerini anlatıyor. ‘‘Birbirimize aşık olmayı da düşünmedik değil, ama göz göze gelince gülmeye başlıyoruz. Gülmekten öpüşmeye vakit bulamazdık. Biz sadece çok iyi anlaşan iki arkadaşız.’ Winslet, Branagh hakkında fazla konuşmak istemiyor. Onun bilgi ve yeteneğine hayran olduğunu söylemekle yetiniyor.

İngiliz oyuncu Winslet, Amerikalı film yapımcılarını, yönetmenleri büyülüyor. Herkes ona bir film çevirtmek istiyor. Winslet ise biraz da kendi hayatını yaşamak için zamana ihtiyacı olduğunu söylüyor.

Gloria Stuart

‘‘Titanic’’te 101 yaşındaki Rose Dawson Calvert'i canlandırdı. Bu rol ona geç de olsa bir Oscar kazandırabilir.

Gloria Stuart, 87 yaşında, çocukları, torunları ve torunlarının çocuklarıyla çok kalabalık bir ailenin reisi. Aynı zamanda çok yönlü bir sanatçı. ‘‘Titanic’’ filminde 101 yaşındaki Rose Dawson Calvert'i büyük bir başarıyla canlandırınca en başarılı yardımcı kadın oyuncu Oscar'ına aday gösterildi.

87 yaşında Oscar adayı oldu

Şimdi sinema dünyası uzun yıllar sonra sinemaya dönüp en büyük ödüle aday gösterilen kadını konuşuyor.

Aslında Gloria Stuart çok yönlü bir sanatçı. Müzeler için özel kitaplar basıyor, kendisi kitap yazıyor ve çok da başarılı bir ressam. Peki ‘‘Titanic’’te Kate Winslet'in canlandırdığı karakterin yaşlılık halini canlandırması nasıl gerçekleşti? Bu ilginç öyküyü sanatçıdan dinleyelim:

‘‘Bir gün, arka taraftaki matbaada baskı işleriyle uğraşıyordum. Tele sekreterimdeki mesajları dinlemeye başladım. Mesajlardan birinde uzunca bir yolculuk yapmayı göze alırsam bir filmde oynamamın teklif edildiği bildirilmişti. Ertesi gün, aynı kişiler tekrar aradılar ve senaryoyu göndermek istediler. Senaryoyu okuduğum zaman kendimden geçtim. Başıma bir talih kuşunun konduğunu düşünüyordum. Bir gün sonra da yönetmen Cameron'un beni bir okuma seansına çağırdığı haber verildi. Benim durumumdaki kadınlar okuma seanslarına çağrılmaktan hoşlanmazlar. Yaşlı kadınları canlandırmak da istemezler. Ama ben bu rolü istiyordum. Yönetmenin kurallarına uyacaktım. Cameron, benim makyaj yapmadan stüdyoya gitmemi ve rolümü makyajsız okumamı istiyordu. Hani çırıl çıplak soyunmamı istese gene kabul edecektim.’’

GAZETECİLİK YAPTI

Gloria Stuart, 4 Temmuz 1910 tarihinde Santa Monica’da doğdu. Babası, altı şirketin temsilciliğini yapan başarılı bir avukattı. Annesi ev kadınıydı. Stuart, Birinci Dünya savaşının sonlarına doğru bir çocuk oyunu yazmıştı. Mahalledeki arkadaşlarıyla birlikte bir sahne hazırlamışlar ve rol dağıtımını yapıp, mahalle halkına bir tiyatro gösterisi sunmuşlardı. Daha sonra annesinin de desteğiyle tiyatro oyuncusu olmak istemişti Berkeley Üniversitesi’nde öğrenciyken üniversitenin tiyatro bölümüne katıldı. Ancak genç kız iki ateş arasında kalmıştı. Öğrencilik döneminde bir gazetede iş bulmuştu. Gazetecilikle oyunculuk arasında bir seçim yapması gerekiyordu. Ancak Stuart'ı başka bir sürpriz bekliyordu. Hangi mesleği seçeceğine karar vermeye çalışırken, bir heykeltıraş olan Gordon Newell ile evlendi. Bir yandan gazetede çalıştı bir yandan da tiyatro oyunculuğunu sürdürdü.

Bir süre sonra, bir aile dostları ‘‘Gloria sen film çevirmelisin. Paramount seninle sözleşme imzalayabilir’’ dedi. Para sözü, Stuart'ı çok etkilemişti. Genç bir heykeltıraş olan kocası eserlerini satamıyordu. Paramount Şirketi’nde işler Stuart'ın düşündüğü gibi olmadı. Ama Universal Şirketi de onu denemek istiyordu. Sonunda Universal Şirketi’yle anlaşma imzaladı.

Ancak Stuart, Hollywood'da umduğunu bulamamıştı. Rol aldığı filmleri beğenmiyordu. Oynadığı rollerden memnun değildi. Bunlar bir sanatçının sanat yaşamına katkıda bulunacak türden roller değildi. O sıralarda ikinci kocası senaryo yazarı Arthur Sheekman ile evlenen genç oyuncu, ani bir kararla sinemaya veda etti. Artık evinin kadını olacaktı.

Aradan geçen uzun yıllar, Gloria Stuart'ın sinemaya özlem duymasına neden olmuştu. İkinci kocası sinema dünyasıyla sürekli ilişki içindeydi. Stuart, zaman zaman sinemadan ayrılmış olmaktan pişmanlık da duymadı değil, ama o çok yönlü bir sanatçıydı. Rol yapma yeteneğini bir yana bırakıp başka yeteneklerini geliştirdi. Şimdi ise sinemaya dönmüş olmanın keyfini çıkarmaya bakıyor. Uzun yıllar sonra kamera karşısına geçer geçmez Oscar'a aday gösterilmek her sanatçıya nasip olmaz.