28 Ocak 1998, Çarşamba




Önlerine gelene polis kimliği dağıtmışlar

Kutlu Savaş, raporunda eşantiyon gibi dağıtılan polis kimlikleri, ehliyet ve pasaportlara da yer veriyor. Macaristan'da Mesut Yılmaz'a yapılan saldırı öncesinde ve sonrasındaki telefon tarafiğine de yer verilen bölümde, şöyle devam ediliyor:

EHLİYET VE PASAPORT

Bir diğer konu, pekçok kişiye verilen polis kimliğidir. Ankara Emniyeti'nden verilen ehliyetlere ve pasaportlara da araştırma kapsamında bakmak gerektiği iddia edilmektedir. Sonraları Cemil Serhatlı'nın bunları toplattığı da önemli bir iddiadır. Tarık Ümit'e verilen yeşil pasaportları adıgeçenin sahiplerine dağıttığı da bir tanığın anlatımıdır.

Macaristan'da Sn. Başbakan'a vaki saldırıda kullanılan telefon numaralarıyla irtibatlı ve yoğun bir telefon trafiğine ilişkin bu bilgisayar disketi Başkanlığımızdadır. Yapılacak bir araştırmanın, şaşırtıcı irtibatları ortaya çıkaracağı düşünülmektedir.

Bütün bu çete faaliyetlerini Susurluk olayı adıyla vasıflandırmaz ve topyekün ıslah projeleri ele alınmazsa, mahalli çetelerin ve kabadayıların devlete diklenecekleri zamanın çok uzakta olmadığını söylemek kehanet sayılmayacaktır.

ERSEVER İNFAZ EDİLDİ ...

Eylemin gerçekleşme biçimi, her üçününü fiziki bir zorlanmaya maruz kalmamaları, cinayette PKK ihtimalini yok etmektedir. PKK'nın çok şey bilen bu kişileri ‘‘konuşturmadan’’ öldürmesi beklenemez.

Basının, devlet içinde bir hesaplaşma olduğu veya devletin çok etkili görevlerde bulunanları dahi koruyamadığı veya kolayca feda ettiği kanaatine yol açan yayınlarını da bu vesileyle doğruluk payı olan yorumlar olarak kabul etmek yanıltıcı değildir. Birçok polis görevlisi, ‘‘Cem'in öldürülmesini değil, son zamanlardaki faaliyetleri dolayısıyla sorgulanacağını, korkutulacağını tahmin ediyorduk’’ ifadesiyle olaya ışık tutmuşlardır.

Görüştüğümüz Gümrük Teşkilatı şoförü Kemal Uzuner, Cem'in evine geldiğini, kapalı valizini aldığını, diğer kişilerin de eve geldiğini, sonra gittiklerini, anlatmakta ve Cem'le yıllara dayalı ilişkisini açıklamakta, ancak silahlı mücadeleye alışkın ve yatkın Cem ve arkadaşlarının o saatlerde ve ev dışında kaybolmasına hiçbir açıklık getirememektedir.

Aslında görüştüğümüz onlarca kişiden sonra olayın cereyan tarzı hakkında bir şüphe duymamak gerekir. Ersever'in zararlı olmaya başladığı, giderek devleti ve kurumlarını hedef tuttuğu, ilişkilerinin yanlış boyutunun büyüdüğü ve yargı önünde bir cezayı hak ettiği muhakkaktır. Burada ve olayı uzunca anlatarak Sn.Başbakanın dikkatine sunmak istediğimiz temel husus, bu dönemde Ankara'da oluşan havanın göstergesi olması itibariyle bu konunun taşıdığı önemdir.

İNFAZ GRUBU OLUŞMUŞ

MİT'in tabiriyle yakalayanlar Cem'i ve arkadaşlarını ‘‘infaz grubuna teslim’’ etmişlerdi. ‘‘İnfaz grubu’’ ibaresi kanaatimizce birçok olayın düğüm noktasıdır. ‘‘İnfaz grubu’’na kim emir verebilir? Böyle bir grubu kimler kurabilir? Devlette bu yetki olacaksa, sistem nasıl işleyecektir?