11 Ocak 1998,Pazar



Kent içinde saka avı

Bülent DEMİR

İki genç, İstanbul gibi koca bir metropolün ortasında, şimdilik betonlaşma kurbanı olmamış bir yeşil alanda, saka kuşu yakalıyor.

‘‘Saka bir aşktır. Yasak, soğuk, kar çamur dinlemez...’’

İstanbul Esenler'de, çöl ortasında bir vaha örneği gibi kalan geniş çayırda koşuşturan iki gence ait bu sözler. Ferhatpaşa Çiftliği yakınındaki çayırda, ocak güneşini fırsat bilip ‘‘aşklarını’’ yakalamaya çalışıyorlar. Saka sürüsü, gökyüzünden hafif bir rüzgar oluşturarak geçtikçe ayazın etkisi artıyor. Fakat gençlerin yüzünü sıcak basıyor. Heyecanlanıyorlar. Gözleri, 10-15 metre ilerde, dikenlerle kamufle edilmiş ağda. Ağdan uzanan ipin ucunu sıkı sıkıya tutuyorlar...

Hiç olmazsa biri konsa... Sürüdeki sakalardan biri, tuzağın yanındaki kafeste bulunan ‘‘işbirlikçi’’ türdaşının cilveli nağmelerine aldanıp ağla çevrelenmiş dikenlerin üstüne bir konsa...

Gözleri ağda, sakalardan konuşuyoruz. Servet Kule, ‘‘Abi bir tutku işte. Bu çiftliğin karşısına taşınıp bu kuşları gördükten sonra başladı. Çok güzel ötüyorlar. Ama çok titiz de bir bakım istiyor. Kafeste üremeleri imkansız. Bu nedenle doğadan tutmak gerekiyor. Ben konfeksiyonda çalışıyorum. Altı gün çalışıp pazar gününü iple çekiyorum. Çoğu zaman eli boş dönüyoruz. Ama olsun. Bütün günüm kuşlarla geçiyor’’ diye konuşuyor.

KASIM SAKASI

Ramazan Doruca da konfeksiyonda çalışıyor. O da saka aşığı. ‘‘Esas, Kasım sakası iyidir’’ diyor ve ‘‘Ekimin ortasından itibaren yakalamaya başlarız. Bizimkisi hobi. Satmak amacıyla veya çok sayıda avlanmaya karşıyız. Birkaç tane yakaladığımızda, şöyle tek tek inceleriz. En beğendiğimiz bir tanesini kafese alırız’’ diye ekliyor. Yakalanan sakaların kafesteki bakımı kolay değil. Sıcağı sevmiyorlar. Özel saka yemi, arada da kenevirle beslemek gerekiyor. İnsana alışması da zor. Sabır gerekli. Servet Kule, saka tüccarlarının en çok Tekirdağ ve Çorlu'da kuş yakaladıklarını söylüyor.

Kuşlar, başımızın üstünde bir o yana, bir bu yana dolaşıp duruyorlar. Tuzağın bulunduğu alanın yanından bile geçmiyorlar. Servet Kule ‘‘Bunlar artık otlakçı olmuşlar. Biz ağı, görünmemesin diye dikenlerle örtmek zorundayız. Dikkat ederseniz, dikenlere değil, otlara konuyorlar. İşimiz zor. Ama zararı yok, temiz hava alıyoruz’’ diyor. Saka avcılarına yardımcı olan küçük Orhan'ın kuş sürüsünü, tuzaklı alana yöneltme çabaları da yararlı olmuyor. Sakalar gerçekten akıllı...



[Ana Sayfa] [Gündem] [Ekonomi] [Dünya] [Yaşam] [Dizi] [Spor] [Yazarlar] [Ekler] [Standart karakterler]