
1998 yılı Para Politikası'nı dün bir basın toplantısı ile açıklayan Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel, IMF ile bir anlaşma yapılması halinde enflasyonun daha hızlı düşeceğini söyledi.
ULuslararası Para Fonu (IMF) ile olumlu görüşmeler olduğunu ancak yaptıkları para programının bir anlaşma zeminine oturmadığını kaydeden Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel, ‘‘IMF ile ilişkilerde bir anlaşma sağlandığı taktirde çok daha süratli bir şekilde enflasyonun ineceği inancındayım’’ dedi.
Gazi Erçel, 1998 yılı Para Politikası'nı açıkladığı basın toplantısında, önce 1997 yılında Türkiye ekonomisini değerlendirdi. IMF ile anlaşma olmaması halinde de bu tür programları açıklamaya devam edeceklerini kaydeden Erçel, ‘‘IMF ile anlaşma olursa para programını yıllık ve daha detaylı açıklayacak mısınız?’’ şeklindeki soruyu da, ‘‘IMF ile anlaşmaya bağlı. Kuvvetli bir anlaşma olduğu zaman biz de kuvvetli bir şekilde kamuoyuna duyururuz’’ dedi.
2 ARTI 2 FORMÜLÜ
1997 yılında Merkez Bankası politikasının ‘‘2 artı 2’’ formülü çerçevesine oturtulabileceğini söyledi. Erçel, bu formülde büyüme ve ödemeler dengesinin olumlu, kamu sektörü açığı ve enflasyonun da olumsuz gelişmeler olduğunu bildirerek, bunların 1997'yi etkilediğini söyledi. Erçel, 1998'i diğer yıllardan ayıran temel özelliğin para politikası uygulamalarının farklılaştırılmasından ziyade, maliye politikası uygulamalarında değişikliğe gidilmesi olduğunu belirtirken, siyasi iradenin 1998 yılında enflasyon ile kapsamlı bir mücadeleye gidilmesi yönündeki kararlılığını açıkladığını hatırlattı.
Erçel, bu dönemde, temelde ‘‘iç varlık artışını sınırlamaya ve sadece dış varlık artışı karşısında para yaratmaya’’ devam edileceğini, bunu gerçekleştirmek için ‘‘kısa vadeli faiz aracının’’ daha etkin kullanılacağını vurguladı.
Haziranda enflasyon yüzde 70'e iner
Gazi Erçel, şunları şunları söyledi: ‘‘Merkez Bankası para politikasının temel hedefi, 1998 yılı ilk yarısında enflasyonu yıllık yüzde 70'ler düzeyine indirmeye yönelik uygulamaya katkıda bulunmaktır. Merkez Bankası olarak, yılın ilk yarısında yüzde 70 enflasyon bekliyoruz. Yılın ikinci yarısındaki gelişmeler enflasyonun yüzde 50'ye indirilmesinde etkili olacaktır. Bu, 1998 yılı makro hedefleri ile uyumludur.’’
Faizler düşecek
Hazine'nin iç borcu vergi gelirleri ile ikame ediyor olmasının, iç borçlanmada talep baskısını azaltacağını ve faiz üzerindeki baskıyı azaltıcı etki yapacağını belirten Gazi Erçel, ‘‘Merkez Bankası'nın kontrolü altında olan kısa vadeli faiz oranlarında izleyeceği yol, enflasyon ile mücadelenin gereği olan sıkı para politikası ile tutarlılık arz edecektir. Bu doğrultuda, enflasyonda kalıcı bir düşüş eğiliminin ortaya çıkması ile faiz oranlarında bir düşüş beklenmelidir’’ dedi.
Para politikasını tehdit eden riskler
Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel, 1998'e uygulanacak para politikasını tutturamamanın risklerini, dört ana başlık altında şöyle sıraladı: Bütçe uygulamaları ve dolayısıyla finansman programındaki sapmalar. Kamunun Merkez Bankası kaynaklarını kullanarak net iç varlıkları artırması. Kamu ve tarım sektöründeki fiyatların öngörülenin üzerinde yükselmesi.
Petrol fiyatlarındaki artışlar gibi beklenmeyen dış şokların oluşması.
Döviz enflasyon kadar artacak
Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel, kur politikasının 1998 yılı ilk yarı enflasyon öngörüsü ile tutarlılık içinde yürütüleceğini belirtti. Erçel, buna döviz kurlarındaki aylık artış hızının, Ocak ayından başlayarak enflasyon öngörüsü ile ilişkilendirileceğini bildirdi. 1998 yılı ilk üç ayı için rezerv para artış hızının yüzde 18 ile 20 aralığında kalmasının, para programının temel noktalarından birini teşkil edeceğini söyleyen Erçel, Türkiye'de rezerv paranının artışına yol açan faktörler incelendiğinde, bütçe açıklarının ve özellikle bu açıkların iç borçlanma yoluyla finanse edilmesinin öneminin ortaya çıktığını vurguladı.
Asya’ya döneriz
Türkiye’de 20 yıldır oturmuş, yapışmış, sebatkar bir enflasyon bulunduğunu belirten Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel, şöyle konuştu:
‘‘Enflasyonu indirmek için ne gibi teknik önlemler alabiliriz. Bunu yaparken, Türkiye'nin gerçekte olumlu giden ödemeler dengesini bozmamaya çalışıyoruz. Kuru değerlendirdiğinizde hemen enflasyonda etkisini görebilirsiniz. Ama, sonra ödemeler dengesine, turizm gelirlerine, ihracata etkisi üç-dört sene sonra çıkar. Türkiye, Asya'da olan ülkelerin durumuna düşer.’’