19 Eylül 1997, Cuma



Dünyanın en medyatik ilacı

Ayşegül KARTAL

Doğum sonrası depresyon ve yeme bozuklukları, artık bir ‘‘sosyal olgu’’ olarak kabul edilen Prozac'la tedavi ediliyor

13-17 Eylül tarihleri arasında Avusturya'nın başkenti Viyana'da yapılan Nöropsikofarmakoloji kongresinin en popüler konularından biri, Prozac'tı. Çünkü Prozac, özellikle genç kadınları ilgilendiren, yeme bozukluklarının tedavisinde Amerika'da onay verilen tek ilaç. Ayrıca doğum sonrası depresyonda da hayli etkili olduğu tespit edildi. Depresyonla başlayıp, sosyal fobinin iyileştirmesiyle kazandığı şöhret, Prozac'ın sosyal bir olgu olarak tartışılmasına neden olmuştu. Dünyada 28 milyondan fazla insanın Prozac tedavisi gördüğü biliniyor. Anlaşılan o ki, Prozac, dünyanın en medyatik ilacı unvanını yakın gelecekte de kimselere kaptırmayacak.

Genç kadınların çoğunluğu top model kadar güzel olmak istiyor ve herkes kendini çok şişman zannediyor. Bu nedenle doksanlı yılların AIDS kadar çok konuşulan ve hakkında en çok araştırma yapılan hastalık gruplarından biri, yeme bozuklukları. Çünkü yaşları 18-35 arasında değişen kadınlar miktarı ne olursa olsun yemek yediklerinde kendilerini kötü hissediyorlar. Yediklerini çıkarıyorlar ve bu hastalığın sonucunda ölüme varacak kadar zayıflayabiliyorlar. Tedavisi de pek kolay değil. Psikiyatri uzmanları onları iyileştirmeye çalışıyor.

Geçtiğimiz pazartesi günü, Viyana'da gerçekleştirilen 10. Nöropsikofarmakoloji kongresinde psikiyatrik hastalıkların özellikle ilaçla tedavisi tartışıldı. Amerikalı kadınların yaklaşık yüzde üçünün mağdur olduğu bulimia hastalığı ve insanın kendi vücudunu algılamasıyla bağlantılı olarak görülen yeme bozukluklarının tedavisiyle ilgili tartışmalarda eski bir tanıdık ortaya çıktı: Prozac.

Dünyanın en çok konuşulan, tartışılan, medyatik ilaçlarından Prozac, Amerika'da depresyon tedavisindeki başarısıyla ünlü olmuştu. Dünyada milyonlarca insan bu ilacı kullanıyor. Üstelik medeni cesaretlerinin artması için! Sosyal fobiyi tedavi etmesi, Prozac'ın şöhretini perçinledi. Çünkü çağımızın insanı topluluk önünde konuşmaktan, insan içine girmekten, iş hayatında atak davranmaktan korkuyor. Araştırmacılar, içine kapanan, yalnız kalan insanı, Prozac'ın kabuğundan çıkardığını söylüyorlar. Bu nedenle Prozac başta Amerikalı yazarlar olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde artık sosyal bir olgu olarak tartışılıyor ve Prozac toplumunun geleceği bilinmiyor.

AMERİKA'DA ONAYLANDI

İngiltere'deki Burnley Hastanesi'nin Ruh Sağlığı Kliniği'nin Direktörü Mike Launer, 15 yıldır yeme bozuklukları ve şizofreni konusunda çalışmalarını yürütüyor. Bu klinikte yılda 600'den fazla yeme bozukluğu vakası iyileştirilmeye çalışılıyor. Prozac ile ilgili çalışmayı yapan Dr. Launer, klinikte amaçlarının, kişilerin kendine güvenlerini kazandırmak olduğunu ve bu yolla kişileri yeme bozukluklarından kurtabildiklerini açıkladı. Ayrıca bu insanların yarısında yaygın olarak depresyon ve duygu durumu bozukluklarının da görüldüğünü söylüyor. Bulimia zamanla fizyolojik sorunların da ortaya çıkmasına neden oluyor. Tedavisinde genellikle ilaç ve psikoterapi kullanılıyor. Prozac, Amerika'da bulimianın tedavisinde kullanılmak üzere onay alan tek anti-depresan.

Prozac'ın yeni kullanım alanlarının açıklandığı kongrede, kadınları ilgilendiren bir diğer konu da doğum sonrası depresyondu. Toronto Üniversitesi'nde anne karnındaki bebeğin sağlığıyla ilgili çalışmalar yürüten Dr. Anne Pastuszak, aynı zamanda hamilelerin, doğum yapan annelerin sürekli başvurduğu telefonla bilgi veren bir merkezin de başında bulunuyor. Bu nedenle çok sayıda vakayı inceleme ve araştırmalarını genişletme imkanı bulmuş.

Doğum sonrası depresyonla ilgili bilgi vermeden önce Dr. Pastuszak, bazı genel bilgileri hatırlattı. Bunlar kadınları dehşete düşürmek için yeterliydi. Depresyon, kadınlarda erkeklere nazaran iki kat daha fazla görülüyor. Dört kadından biri hayatı boyunca en az bir kere duygu durumu bozukluğundan şikayetçi oluyor, yani ruh hali olumsuz olduğu için hastalanıyor. 30-44 yaşları arasında çocuk doğuran kadınlar erkeklere göre üç kat daha fazla depresyondan mustarip oluyor. Evli kadınlar, bekarlara göre daha fazla depresyonla karşılaşıyor. Özellikle çocuk doğurulan yıllarda oran iyice yükseklere çıkıyor.

Kuzey Amerika'da kadınların yarısının planlamadan, hatta istemeden hamile kaldıkları belirlenmiş. Bu durumda hamilelikte depresyon daha önemli hale geliyor. İstenmeyen gebelikler, depresyon olasılığını daha da artırıyor. Araştırmalara göre, doğum sonrası depresyonla karşılaşma oranı çok yüksek. Zaten kadınlarda depresyonun adet dönemlerinde, hamilelikte, doğumdan sonra ve menopozda sık görüldüğü tespit edilmiş. Tedavi edilmeyen depresyonlarda intihar oranı, yüzde 15. Ayrıca hamilelikte depresyonun bebeğin gelişimini olumsuz etkilediği de bilinenler arasında.

ANA KARNINDA GERGİNLİK

Kadında özellikle lohusalıkta depresyon tartışmalarına Amerikalı doktor Lee Cohen de katıldı. Prof. Dr. Cohen, Harvard Tıp Okulu'nun Psikiyatri Kürsüsü'nden. Hamilelikte ortaya çıkan psikiyatrik rahatsızlıklarla ilgileniyor. Hamilelikte ilaç kullanımı konusunda araştırmaları var. En son Prozac'ın hamilelikte alınmasıyla ilgili bir çalışmayı tamamladı. Elde edilen en önemli bilgi, hamilelik sırasında alınan Prozac, doğumda anormalliklerin ortaya çıkma riskini artırmıyor. Yıllardır doktorların da ailelerin de en çok korktuğu konu, buydu.

Dr. Anne Pastuszak, Toronto'daki hastanede, 128 hamile kadına ilk üç aylık dönemde Prozac verdi. Ve herhangi bir anormallik riskinin artmadığını tespit etti. Bu amaçla da okul öncesine dek çocuklar takip edildi. Zeka gelişimlerinde, dil öğrenmelerinde veya zihinsel faaliyetlerini engelleyen herhangi bir sorun olmadığı ortaya çıktı. Kadınların doğumdan sonra tedaviye ihtiyaç duyduğu biliniyor. Doğum yapan kadınların yüzde 8-15'inde depresyonla karşılaşılıyor. Manchester Üniversitesi'nden Dr. Louis Appleby da bir araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Doğum yapan ve depresif hastalıkların görüldüğü 61 kadına Prozac verilmiş. Diğer gruba ise etkisiz ilaç verilerek, iyileştirme oranı karşılaştırılmış. Birinci, dördüncü ve onikinci haftalarda kadınlar incelenmiş ve depresif sorunların ortadan kalktığı görülmüş.

Medeni cesareti artırıyor

Hiçbir ilaç onun kadar konuşulmadı ve üzerinde bu kadar tartışılmadı. Artık toplumların yaşam biçimine hükmettiği üzerine tezler yapılıyor. İnsanların Prozac ile varolmasının yararları ve zararları üzerinde kafa yoruluyor. Her iki düşüncenin de fanatikleri kıran kırana çarpışıyor. Psikiyatristler tarafından özellikle depresyon tedavisindeki başarısı kabul ediliyordu. Ancak Amerika başta olmak üzere insanların işyerinde daha etkili olabilmek için Prozac kullanmaya başlaması, sosyal fobi tedavisini gündeme getirmişti. Prozac, medeni cesareti artırıyordu. Prozac, mucizevi bir madde değil. Yeni jenerasyon anti-depresanlar sınıfında yer alıyor. Reçeteyle satılıyor. Mutlaka doktor kontrolünden geçmek gerekiyor. Yan etkileri ve dozu hakkında kesinlikle doktordan bilgi istenmeli. Ağız kuruluğu, mide bulantısı, görmede bulanıklık gibi yan etkileri ortaya çıkabiliyor. Yüzden fazla ülkede reçeteyle satılıyor. dünyada en çok yazılan anti-depresan ilaç unvanını taşıyor. Etken maddesi, fluoxetine. Depresyon konusunda daha fazla bilgi sabihi olmak istiyorsanız, dokuz kritere dikkat edebilirsiniz: Hemen her gün gergin bir ruh halinde olmak, en sevilen hobilere karşı bile ilgisiz kalmak, belirgin bir kilo kaybı veya kilo artışı, uykusuzluk veya aşırı uyku, yorgunluk ve enerji kaybı, konsantrasyon bozukluğu, dengenin bozulması, şiddetle ölüm isteği, sürekli suçlu hissetme. Eğer bu belirtilerden beşi görülüyorsa bir uzmana danışmak gerekiyor. Ancak şikayetlerden ikisi mutlaka depresif ruh hali ve hayata karşı ilgisizlik olmalı.